9 Ocak 2026 Cuma

YAPAN BİLİR BİLEN KONUŞUR

 Şu kâinatın sahib ve mutasarrıfı elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve her şey'i bilerek, görerek terbiye ediyor ve herşeyde görünen hikmetleri, gayeleri, faideleri irade ederek tedvir ediyor.

Madem yapan bilir; elbette bilen konuşur.

Madem konuşacak, elbette zîşuur ve zîfikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak.

Madem zîfikirle konuşacak, elbette zîşuurun içinde en cem'iyetli ve şuuru küllî olan insan nev'i ile konuşacaktır.

Madem insan nev'i ile konuşacak, elbette insanlar içinde kabil-i hitab ve mükemmel insan olanlarla konuşacak.

Madem en mükemmel ve istidadı en yüksek ve ahlâkı ulvî ve nev'-i beşere mukteda olacak olanlarla konuşacaktır; elbette dost ve düşmanın ittifakıyla, en yüksek istidadda ve en âlî ahlâkta ve nev'-i beşerin humsu ona iktida etmiş ve nısf-ı Arz onun hükm-ü manevîsi altına girmiş ve istikbal onun getirdiği nurun ziyasıyla bin üçyüz sene ışıklanmış ve beşerin nuranî kısmı ve ehl-i imanı, mütemadiyen günde beş defa onunla tecdid-i biat edip, ona dua-yı rahmet ve saadet edip, ona medih ve muhabbet etmiş olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ile konuşacak ve konuşmuş ve Resul yapacak ve yapmış ve sair nev'-i beşere rehber yapacak ve yapmıştır.

Mektubat - 89

8 Ocak 2026 Perşembe

DEĞERLERİMİZE SAHİP OLALIM

 Toplumu ayakta tutan değerler; 

insanı insan yapan, fertleri bir arada tutan ve huzurlu bir hayatın temelini oluşturan esaslardır. Bu değerler zayıfladığında toplumda çözülme, güvensizlik ve huzursuzluk baş gösterir.

Toplumu ayakta tutan başlıca değerler şunlardır:

Muhabbet: Kalpler arasındaki bağı güçlendirir, kin ve düşmanlığı giderir.

Hürmet (Saygı): Büyük–küçük, güçlü–zayıf herkesin hukukunu korur.

Merhamet: İnsanı bencillikten kurtarır, yardımlaşmayı ve paylaşmayı artırır.

Adalet: Güvenin temelidir; zulmün panzehiridir.

Doğruluk ve Dürüstlük: Toplumsal ilişkileri sağlamlaştırır.

Helâl–Haram Bilinci: Vicdanı diri tutar, hak yemeyi önler.

Sorumluluk ve İtaat: Başına buyrukluğu değil, düzeni ve disiplini getirir.

Aile Bağları: Toplumun çekirdeğidir; sağlam aile, sağlam toplum demektir.

Eğitim ve İlim: Cehaleti giderir, doğruyu yanlıştan ayırmayı öğretir.

İstişare ve Dayanışma: Ayrışmayı değil, birlik ve beraberliği güçlendirir.

Değerler yaşatılmazsa toplum ayakta kalamaz; değerler yaşatılırsa nesiller de istikamet bulur.

DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM

Değerler; bizi biz yapan, toplumu ayakta tutan görünmez sütunlardır.

Muhabbet zayıfladığında kalpler uzaklaşır,

hürmet kaybolduğunda edep yıpranır,

merhamet unutulduğunda insanlık yara alır.

Helâl–haram hassasiyeti, adalet duygusu, doğruluk ve sorumluluk;

yalnızca geçmişin hatırası değil,

bugünün ihtiyacı, yarının emanetidir.

Değerlerimizi sözle değil, yaşayarak koruyabiliriz.

Evde, okulda, sokakta, kalpte…

Her hâlimizle örnek oldukça değerler de yaşayacaktır.

Değerlerine sahip çıkan toplum, geleceğini emniyete almış demektir.

ALLAH'I TANIMANIN DELİLLERİ

 Marifetullahın şahidleri, bürhanları üç çeşittir.

   Bir kısmı: 

   Su gibidir; görünür, hissedilir, lâkin parmaklarla tutulmaz.

Bu kısımda hayalâttan tecerrüd etmek, külliyetle ona dalmak gerektir.

Tenkid parmaklarıyla tecessüs edilmez; edilse akar, kaçar.

O âb-ı hayat, parmağı mekân ittihaz etmez.

   İkinci kısım: 

   Hava gibidir; hissedilir, fakat ne görünür, ne de tutulur.

Ona karşı sen yüzün, ağzın, ruhunla o rahmet nesîmine karşı teveccüh et, kendini mukabil tut, tenkid elini uzatma, tutamazsın.

Ruhunla teneffüs et.

Tereddüd ile baksan, tenkid ile el atsan, o yürür gider; senin elini mesken ittihaz etmez, ona razı olmaz.

   Üçüncü kısım ise: 

   Nur gibidir; görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur.

Öyle ise sen kalbinin gözüyle, ruhunun nazarıyla kendini ona mukabil tut ve gözünü ona tevcih et, bekle; belki kendi kendine gelir.

Çünki nur; el ile tutulmaz, parmaklar ile avlanmaz, belki o nur ancak basiret nuruyla avlanır.

Eğer harîs ve maddî elini uzatsan ve maddî mizanlarla tartsan, sönmese de gizlenir.

Çünki öyle nur, maddîde hapse razı olmadığı gibi, kayda giremez, kesifi kendine mâlik ve seyyid kabul etmez.

Mesnevi-i Nuriye - 167

4 Ocak 2026 Pazar

KUL KUSURSUZ OLMAZ

  Kul kusursuz olmaz !

 Hatasızlık, kusursuzluk yalnızca Allah’a mahsustur: “O, her şeyin sahibidir, her kusurdan paktır, beridir.”

Büyükler de beşerdir, şaşar, hata yapar, kusur işler ve düşe-kalka gider! Bir ayette, “İnsan yaratılış itibariyle zayıf ve zaafları olan bir varlıktır.” denir. Zayıflık ve âcizliği, “Nisyan ile malül, yani, unutkan, acul/aceleci, haris, cimri, övgüyü seven, eksik ve kusuru kabullenmeyen, aldanan, hizmette geri kalan, ücrette koşan, hatalarına bahaneler üretme” zaaflardan kaynaklanır. Dolayısıyla “İnsan kusurdan, nisyandan, hatâdan hâlî” olmaz. Ayrıca, “Herkeste nefs-i emmâre bulunur. Bazı da hissiyat-ı nefsiye damarlara ilişir, bir derece hükmünü kalb, akıl ve ruhun rağmına olarak icra eder… Nefis ve hevâ ve his ve vehim bazen aldatıyorlar.”

Hatta peygamberler de hata, kusur işleyebilir. Buna zelle, yani, “ayağın sürçmesi, kayması”dır. Hz. Âdem (as) ve Hz. Havva’nın (ra) yasak ağaca yaklaşması, Hz. Yunus’un (as) Allah’tan izin gelmeden vazife mahallini terk etmesi” Hz. Musa’nın (as) dövüşen iki kimseyi ayırmaya çalışırken, birinin ölümüne sebep olması” zelledir. İsmet sıfatına sahip olan peygamberler günah işlemezler, fakat, kasıtsız olarak bazı kusurlar işlemeleri mümkün; ama, hataya devam etmezler; Allah hatalarını giderir. Fazilet ve manevi makam bakımından en büyük evliyanın dahi en küçüğüne yetişemediği “Sahabeler de insandırlar; hatâdan, hilâftan hâlî olmazlar…” Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva gibi, “Ey rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz!” demeleri gibi pişman olmaktır. “Bu, onları düştükleri zilletten kurtardı ve yüceltti.”

 Kur’an hepimizi uyarır: “Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” O halde herkesin  uyacakları formül şu: “Nefsini itham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstehak olur.”

Son sözümüz şu olmalı;

Ya Rab ! Kusurumuzu affet,bizi kendine kul kabul et .Emanetni kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl.Amin

***

 

3 Ocak 2026 Cumartesi

BAHANE BULMA VE SUİZAN

 Kişinin yalanı meydana çıktıkça bahane uydurur tıpkı kurt keçi kıssasında olduğu gibi.

Bilirsiniz bir kurt bir keçi yavrusunu yemek ister.Kurt akan suyun yukarısında keçi yavrusu aşağıda,kurt der seni yiyeceğim bahanem var.Keçi yavrusu sebep nedir deyince suyumu bulandırdın der.Keçi yavrusu,ama ben suyun aşağısındayım sen yukarıdasın suyunu nasıl bulandırabilirim ki deyince,kurt olsun  sen bulandırmasan dahi geçen  yıl annen bulandırdı der.Bahane bulmak isteyen insanlar bir şekilde bahane bulabilir.Maksat üzüm yemek olmalı bağcıyı dövmek değil.Ayıp ve kusur  aramak helede bu düşünce ile hareket etmek iyi bir davranış değildir.Ördek Hasan hesabı her şeye şüphe ile art niyetle bakmak güzel düşünüp güzel görmemizi engeller.Hava bulutlu diyenden bir mana çıkarıp vay sen bana Ördek Hasan dedin diyerek karşısındaki insana hücum etmek hayır ben sana öyle birşey demedim desede inanmamak alınganlık göstermek iyi niyetle bağdaşmaz.Özür dilemek dahi bu insanları tatmin etmez çünkü kin nefret ve öç alma intikam duygusu gözünü ve aklını bürümüştüır.Allah basiret ve vicdan nasip eylesin.

Böyle kişilerden emin olmak çok zordur.Allah böylelerin şerrinden emin eylesin.İnsan olmak hele de hak hukuk bilen, hakkı hukuku gözeten insan olmak zor bir iştir.Zalim ve nankör iftiradan korkmayan insanlardan her an herşey beklenir vesselam...Bu tip insanlar önce kendileri yalnız oldukları için çevresindeki insanlardan kurtulmak ister ve herkesle problem yaşamaya başlar.Kendisinden başka kimseyi beğenmez.Her şeyde kendisini üstün görmeye çalışır.Hep menfi düşünür hiç bir zaman olumlu düşünmez.Yalanı meslek edindiği için kendisinin haklılığını kabul ettirmek için yeni yalanlar uydurur ve iftira etmeden korkmaz.Kısacası bu tip insanlar şahsiyeti gelişmemiş bozuk karakter sahibi kişilerdir. Toplumda bu tip insanlara çok rastlanmaktadır bunlara dikkat etmek gerekir.Zira bunlar iki yüzlü olduğu için tanımak zorlaşır.Tanıyıncaya kadar hep sana dostça yaklaşır ama doyumsuz olduğu için hiç bir şeyden tatmin olmaz. Gerçekte dost görünümlü kindardır.Bu sebeple tanımak ve tedbir almak güçleşir.Dinimiz bu tip insanları münafık olarak vasıflandırmıştır.Münafık ise kafirden eşettir,yani daha zararlı demektir..Bu tip insanlar şüpheci olduğu için sürekli kapı pencere dinler her zaman suizan besler.Çünkü mayası bozuk olduğu için hüsnüzan beslemez tebessüs ile gıybet ve dedikodu üretir.İftiraya varan gıybet ve insanlar arasını bozmayı ahlak edinmiştir.Ne diyelim.

Cennet ucuz değil bir fiyat ister,Cehennem dahi lüzumsuz değil müşteri bekler.

2 Ocak 2026 Cuma

HER ŞEY BİSMİLLAH DER

 Birinci Söz'de denildiği ve isbat edildiği gibi; her şey "Bismillah" der.

İşte bütün mevcudat gibi herbir zerre ve zerratın herbir taifesi ve mahsus herbir cemaati, lisan-ı hal ile "Bismillah" der, hareket eder.

   Evet, geçmiş üç nokta sırrıyla; herbir zerre, mebde'-i hareketinde lisan-ı hal ile

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

der.

Yani: "Ben, Allah'ın namıyla, hesabıyla, ismiyle, izniyle, kuvvetiyle hareket ediyorum." Sonra netice-i hareketinde, herbir masnu' gibi herbir zerre, herbir taifesi, lisan-ı hal ile

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

der ki, bir kaside-i medhiye hükmünde olan san'atlı bir mahlukun nakşında, kudretin küçük bir kalem ucu hükmünde kendini gösterir.

Belki herbiri; manevî, Rabbanî, muazzam, hadsiz başlı bir fonoğrafın birer plağı hükmünde olan masnuların üstünde dönen ve tahmidat-ı Rabbaniye kasideleriyle o masnuatı konuşturan ve tesbihat-ı İlahiye neşidelerini okutturan birer iğne başı suretinde kendini gösteriyorlar.

Sözler - 558

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْد۪يهِمْ رَبُّهُمْ بِا۪يمَانِهِمْۚ تَجْر۪ى مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ ف۪ى جَنَّاتِ النَّع۪يمِ‌ـ﴿٩‌ـ﴾

9- İman edip güzel işler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri onları nimet dolu cennetlerde, alt tarafından ırmaklar akan (saraylara) erdirir.


دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟‌ـ﴿١٠‌ـ﴾

10- Onların oradaki duası: "Allah'ım!

Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!" (sözleridir).

Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri ise "selâm" dır.

Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.


(10-Yunus) (11. Cüz-2. Hizb)

Mealli Kur'an - 208

1 Ocak 2026 Perşembe

YAKIN AKRABALAR GRUBU

 İnsanı yaratan, insanların nasıl hareket etmesi gerektiğini, göndermiş olduğu kutsal kitapları ve peygamberleri aracılığı ile bildirmiştir.Hem dünya hem ahıret için, tutum ve davranışlarımızı emir ve yasaklarıyla belirlemiş, biz kullarındanda bu emir ve yasaklara uymamızı istemiştir.Gruplaşmadan ziyade bütünleşip birlik olmayı,kutuplaşmadan kardeş olup şahsi manevi oluşturmayı istemiştir.Kalplerin ve gönüllerin sevgi, muhabbet merhamet ,itimat adalet emniyet, haram helali ayırt ederek, serseriliği bırakıp iteat etmeyi, yüce dinimizin esaslarından saymıştır.Dinimizin esasları,Tevhid ,nübüvvet  adalet ve ibadet birde haşir olmak üzere dört temel esas üzere devam etmiştir.

Önce kalplerin birliği sağlandıktan sonra cemaat oluşturulup ,şahıslardan ziyade, şahsi manevi teşkil edilmiştir.Bu şahsi manevi, peygamberimizin nübüvveti ile, kuvvet bulmuştur.Kitap sünnet, kıyas ve icma ümmetin dinin esaslarını teşkil etmesi, bu dinin Allah tarafından kıyamete kadar baki kalıp, esaslarının İlahi muhafaza altında olduğu, Yüce Rabbimiz tarafından müjdelenmiştir.Bize düşen görev önce nefislerimizden başlamak üzere en yakınlarımıza, akraba ve dostlarımıza, muhabbetle yaklaşıp, birlik ve beraberliğimizi hiç bir menfaat gözetmemek üzere, sırf Allah rızası için, uyarıda bulunmak olmalıdır.

Bu nedenle, kendimi bu gruba dahil olmaktan ayırarak, ileride daha güzel birlik ile, bana düşen görevi dışarıdan destekleyerek, hayırlara vesile olması için çalışmak ve katkı sağlamak düşüncesi ile, gruptan çıkmış bulunmaktayım.Allah yâr ve yardımcınız olsun.İnşallah hayırlı olur.Selam ve dualarımla şimdilik hoşça kalın.

Rafet Özcan