İnsan nefis itibariyle zevk ve lezzet aldığı şeyleri sever, acı ve sıkıntı çektiği durumdanda nefret duyar ve ızdırap çeker.Demek ki her insanda bu iki halde mevcuttur.Hiç bir insan sürekli lezzet ve daimi acı çekerek hayatını sürdüremez.Kimi zaman sıkıntılı bir hayat kimi zaman rahat ve huzurlu bir hayat ile yaşamını devam ettirir.Dünya hiç bir zaman hiç bir kimseye dikensiz gül bahçesi olmamış her şey zıdları ile bu dünya hayatımızı kuşatmıştır.Sıkıntısız acısısız kaygısız bir hayat ahirette elde edilen cennet hayatıdır.Doğarsın yaşarsın ölürsün.Anne baba kardeş sonra eş ve çocuklar birlikte acı tatlı günleri paylaştığımız yakınlarımız herbirinin çeşit çeşit istek arzu sıkıntı ve yaşam tarzı vardır.Birlikte geçirdiğimiz günler farklılıkların farkına vardığımızda daha düzenli ve huzurlu bir yaşam sürmemize vesile olur.Annendir, babandır kırmak istemezsin kırılırsın. Fakat karşı gelemediğin için içine atar biriktirirsin. Ya da başa çıkamazsan uymak zorunda kalırsın.Kardeşindir anlaşamazsın ya da anlaşırsın fakat dış etkenler seni ayırır terketmek durumunda kalırsın.Eşindir çocuklarındır onları da düşünmek ve onlarla mutlu bir hayat geçirmek istersin fakat ne yazık ki, zaman zaman onu da sağlayamadığın durumlar olur. Bazen üzülür bazen vurdumduymaz olursun.Hasılı velkelam dünya insanı çeşit çeşit imtihanlarla pişirir eritir sonunda ya mağlup ya galip bir şekilde yolculuğun bitmesine sebep olur.
Günümüz meselelerine dönersek, insan nefsinin ıslahına çalışırken karşısına çıkan şeytan ve avaneleri ile de mücadele etmek durumunda kalır.Büyüklerin ibret alınacak sözlerinden birisi şöyle;"Ölüm ile ayrılığı tartmışlar,ölümden de ağır gelmiş ayrılık." Bir şarkımızda da, "Gurbet o kadar acı ki, ne varsa içimde.Herşey bana yabancı, hepsi başka biçimde" Gurbet ve ayrılık insanı inciten ve üzen ikili.Birde yakınlarından sevdiklerinden ayrı kalmak insanı unutulmaz acılarla başbaşa bırakıyor.Dünyanın basit meselelerini büyüterek insanları incitip gönül kırmak Allah'ın hoşuna gitmediği gibi aklı başında hiç kimsenin de hoşuna gitmez.Oğlun gelinin kızın çocuk sahibi olup bu hasretten kurtulduktan sonra yavrularına kavuşmanın sevincini yaşarlar.Zaman geçince herşey unutulur ve insanda nankörlük başlar. Nefis ve şeytanın olumsuz telkinleri sonucu mutluluk hüzne dönüşür. Kendi çabaların ve belki de birilerinin duası sayesinde mutluluğa kavuşursun.Fakat bu mutluluklar çeşitli sebepler yüzünden çoğu zaman uzun sürmez.Ana baba hısım akraba bir çırpıda geri atılır ve bu şekilde yalnızlığa kapı açılır.Hiç kimsenin mutlu olamayacağı bir ortam aceba kimin işine yarar kimi memnun eder?
Çocuk sevgisine muhtaç ana baba,torun sevgisine muhtaç, dede nine, şefkate muhtaç torunlar ortada kalıverir. Birilerinin kaprisi yüzünden huzur ortamı kaybolur perişan olurlar.Dede nine torunlarımı uzaktanda olsa bir göreyim diyerek yola revan olurlar çocuklara eliboş gitmek istemezler görürsem aldıklarımla onları sevindireyim isterler ama eve alınmazlar kapıda kalır içeri giremezler, sokakta görmek isterler ama kimseyi bulamazlar. Telefon etmek isterler telefonu belkide engellemiştir ulaşamazlar.Sonra bir şekilde telefonla ulaşılır fakat, biz alışverişteyiz ben çocukları birara getiririm görürsünüz denir sonra telefon kapanıverir. Beklenir torunlar gelecek, nafile ne torunlar getirilir ne de aranır.Allah kimseyi bu duruma düşürmesin.Yaşlılar göz yaşları içinde ümitsiz bir şekilde bekleyip hasreti kaplerine gömerler.Bunu bilen bilir,ancak evlat hasreti çeken anlar. İnşallah İnat ve kin son bulur da bu hasret biter.Ne deyelim?Allah akıl fikir, vicdan ve merhamet versin, herkesin sıkıntılarını gidersin.Çok zor bir durum.Alışık olmayana, bu durum çok zor gelir.Nasıl geçer,nasıl son bulur o da belli değil.Ulaşıp görüşüp konuşabilsen belki problem çözülür.Ama nafile çünkü ne kendi görüşür ne de başkaları ile görüşmen istenir.Durum şimdilik bundan ibaret.Allah merhamet versin ve yardımcımız olsun. Ne diyelim,sabır ve duadan başka çaremiz varmı ki?