Bugün dünyadaki bütün kargaşalıklara sebep iki kelimedir,
Birisi: "Ben tok olduktan sonra, başkası açlıktan ölse bana ne?"
İkincisi: "Sen çalış, ben yiyeyim."
Bu iki kelimeyi de idame eden, cereyan-ı riba ve terk-i zekattır.
Bu iki müdhiş maraz-ı içtimaîyi tedavi edecek tek çare, zekatın bir düstur-u umumî suretinde icrasıyla, vücub-u zekat ve hurmet-i ribadır.1
Bu sözler, bencil, adaletsiz ve sömürüye dayalı bir anlayışı özetler.
“Ben tok olayım, sen çalış ben yiyeyim” mantığı, kısa vadede birilerinin işine yarıyor gibi görünse de uzun vadede:
Toplumsal adaletsizliğe yol açar.
Çalışan ile yiyen arasında güvensizlik ve nefret doğurur.
Emek karşılığını bulmadığı için toplumda huzursuzluk başlar.
Zengin ile fakir arasındaki uçurum artar, isyan ve çatışma zemini oluşur.
En sonunda toplumun düzeni bozulur, çöküşe götürür.
Mevlânâ’nın dediği gibi:
“Adalet, bir şeyi yerine koymaktır; zulüm ise, bir şeyi yerinden etmektir.”
Bu anlayış zulmün ta kendisidir. Zulmün de ebedî devam etmesi mümkün değildir.
Kısaca: “Ben tok olayım, sen çalış ben yiyeyim”sözlerinin sonucu; huzursuzluk, fitne ve çöküştür.
Bu iki söz, aslında bencilliğin en katı ve vicdansız ifadesidir. İnsanlık tarihi boyunca, toplumları çürüten, dostlukları bozan, devletleri yıkan anlayışların özüdür.
“Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölsün bana ne” diyen, aslında kendi insanlığını kaybetmiştir. Çünkü açlık sadece mideden değil, vicdandan da başlar.
“Benim rahatım için sen çalış ben yiyeyim” düşüncesi, sömürünün, zulmün ve adaletsizliğin tarifidir. Böyle bir toplumda kardeşlik, dayanışma ve güven kalmaz.
Tarihin şahitliğiyle biliyoruz ki:
Firavunların, Nemrutların, kralların yıkılışı hep bu anlayıştan doğmuştur.
Zulümle abad olunmaz; zulümle gelen düzen, zulümle çöker.
Sonuç olarak:
Bu sözlerin sonu felakettir, çöküştür, helaketir.
Çünkü “Başkası açlıktan ölürken tok yatan bizden değildir” buyuran bir Peygamberin ümmeti için, böylesi bir anlayış kabul edilemez.
Kendini düşünmek bir virüs gibidir; bulaştığı toplumu çökertir. Paylaşmak ise hem gönülleri hem toplumları diriltir.
Toplumun bu kargaşasını, ancak zekâtın bereketi ve faizin kaldırılmasıyla gelen adalet sona erdirebilir.
Rafet Özcan
Dipnot:1-Mektubat s:273-274