10 Mayıs 2026 Pazar

TECESSÜS VE GIYBET

 Tecessüs ve gıybet, hem dinî kaynaklarda hem ahlâk kitaplarında insan ilişkilerini bozan iki büyük hatadır.

İkisi de başkalarının kusurlarıyla meşgul olmayı içerir; fakat birbirinden farklıdır.

Aşağıda ikisini de sade, anlaşılır bir dille açıklıyorum:


1. Tecessüs nedir?

Tecessüs, birinin ayıbını, kusurunu veya özel hâlini araştırmak, gizlisini kurcalamak demektir.

Yani:

Başkasının mahrem hayatını merak etmek

İnsanların gizli kusurlarını ortaya çıkarmaya çalışmak

“Acaba başka neler yapmış?” diye araştırmak

Sosyal medyada, mesajlarında, özelinde iz sürmek
hep tecessüstür.

Tecessüs, kalpteki merakın yanlış yönde kullanılmasıdır.
Haddi aşmaktır.

Kur’ân: “Tecessüs etmeyin.” (Hucurât 12) buyurur.
Çünkü tecessüs, insanların güvenini ve huzurunu bozar.


2. Gıybet nedir?

Gıybet, bir kişinin hoşlanmayacağı bir şeyi onun arkasından söylemek demektir.

Gıybet olan söz:

Doğru bile olsa,

Kişi duysa üzülecekse,

Onu küçültüyor, aşağılıyorsa
gıybettir.

Yani “doğru söylüyorum” demek gıybeti meşrulaştırmaz.

Gıybet şunları kapsar:

Birinin kusurunu başkalarına anlatmak

Onu kötü göstermek

Küçük düşürücü lakaplar kullanmak

Dış görünüşü, ailesi, geçmişiyle alay etmek

Peygamberimiz (s.a.v.):
“Gıybet, kardeşini hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.” buyurur.


3. Tecessüs ve gıybet arasındaki fark

Tecessüs → Ayıbı araştırmak, gizliyi kurcalamak.

Gıybet → Bulduğun ayıbı anlatmak, ifşa etmek.

Yani tecessüs başlangıç, gıybet sonuç gibidir.


4. Neden bu ikisi çok tehlikelidir?

Çünkü:

İnsanın haysiyetini zedeler

Kalpleri birbirine karşı soğutur

Güveni yok eder

Toplumu çözüp ahlâkı zayıflatır

Kendi kalbini karartır, ruhu kirletir

Bu yüzden dinî öğretilerde bu iki davranış büyük günah sayılmıştır.


Son söz

Tecessüs, başkasının gizlisine göz dikmektir.
Gıybet, o gizliyi dile taşımaktır.
İkisi de insanı küçültür; kalbi daraltır, toplumu bozar.

9 Mayıs 2026 Cumartesi

İNSAN ÇOK HODGAMDIR

 İnsan, hem zahirperest, hem hodgâm olduğundan zahire bakıp çirkinlikle hükmeder. Hodgâmlık cihetiyle yalnız kendine bakan netice ile muhakeme ederek şer olduğuna hükmeder. Halbuki eşyanın insana aid gayesi bir ise, Sâni'inin esmasına aid binlerdir.

   Meselâ: Kudret-i Fâtıranın büyük mu'cizelerinden olan dikenli otları ve ağaçları muzır, manasız telakki eder. Halbuki onlar, otların ve ağaçların mücehhez kahramanlarıdırlar. Meselâ: Atmaca kuşu serçelere tasliti, zahiren rahmete uygun gelmez. Halbuki serçe kuşunun istidadı, o taslit ile inkişaf eder. Meselâ: Kar'ı, pek bâridane ve tatsız telakki ederler. Halbuki o bârid, tatsız perdesi altında o kadar hararetli gayeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, tarif edilmez. Hem insan hodgâmlık ve zahirperestliğiyle beraber, herşeyi kendine bakan yüzüyle muhakeme ettiğinden, pek çok mahz-ı edebî olan şeyleri, hilaf-ı edeb zanneder. Meselâ âlet-i tenasül-i insan, insan nazarında bahsi hacalet-âverdir. Fakat şu perde-i hacalet, insana bakan yüzdedir. Yoksa hilkate, san'ata ve gayat-ı fıtrata bakan yüzler öyle perdelerdir ki, hikmet nazarıyla bakılsa ayn-ı edebdir, hacalet ona hiç temas etmez.

   İşte menba-ı edeb olan Kur'an-ı Hakîm'in bazı tabiratı bu yüzler ve perdelere göredir. Nasılki bize görünen çirkin mahlukların ve hâdiselerin zahirî yüzleri altında gayet güzel ve hikmetli san'at ve hilkatine bakan güzel yüzler var ki, Sâni'ine bakar ve çok güzel perdeler var ki, hikmetleri saklar ve pek çok zahirî intizamsızlıklar ve karışıklıklar var ki, pek muntazam bir kitabet-i kudsiyedir.

Sözler - 232i

ADAM OLMAK VE ONU MUHAFAZA ETMEL KOLAY DEĞİL

 İnsan olarak yaratılıp  

Âdem olarak ölmek

  

Bütün canlı ve cansız mahlukatı yaratan Allah, İnsanı ayrı bir katagoride değerlendirmekte ve O'nun yaratılışını Ahseni takvim olarak belirtmektedir.

Mükemmel bir şekilde yaratılan insan kendisine verilen akıl, irade ve nefis vasıtası ile alçaltılıp yükseltilerek, değişkenlik arzeden yüce bir varlık haline getirilmiştir.Yani insan olmak yada olmamak durumu...Adam olmak olamamak halı gibi.

İnsan olmak ve bu insanlığı devam ettirmek daha doğrusu adam olmak ve adamlığı ömür boyu devam ettirebilmek pek kolay birşey değildir.

Adam evladına, "sen adam olamazsın" diye boşa dememiştir.

Evet Allah insan olarak yaratmıştır ama adam gibi adam olarak, hayatını kaç kişi devam ettirebilmektedir.

Okumak, adam olmak demek değil, cehaleti yok etmek, bilgi elde etmektir.Her insan kendi kendine bir empati yapıp sorgulamalıdır.Ben kimim?nereden geliyorum, vazifem nedir? Nereye gidiyorum?

Başkasından beklediklerimi ben kendim yapıyormuyum?

Aceba ben başta beni yaratan Allah'ıma ve  bana dinimi öğreten peygamberime olmak üzere, sonra anne babama ve topluma karşı görevlerimi, bilhassa insanlık görevlerimi yapıyormuyum?

Kısacası ben adammıyım ,adam gibi davranıyormuyum?

Allah'ım bizi insan olarak yarattın adam olmamızı sağla, adam gibi son nefesimizi teslim etmeyi nasip et. Amin.

Rafet Özcan

8 Mayıs 2026 Cuma

ARA DÜZELTMENİN ÖNEMİ

 Hz. Fatıma,

'- ya Ali' Hasan, Hüseyin aç, evde yiyecek yok.. gidip yiyecek birşeyler alsana" der.

Hz. Ali'nin sadece altı dirhemi vardır.

Yiyecek almak için evden çıkar ve giderken yolda kavga eden iki insan görür.

Hz Ali:

"Niçin kavga ediyorsunuz?

Şu âlemde Allah'ı düşüneceğiniz yerde niçin birbirinizle mücadele ediyorsunuz?" diye sorar.

Kavga edenlerden biri, diğerinden altı dirhem alacağı olduğunu, vermediğini, söyler.

Hz Ali cebindeki altı dirhemi çıkarır ve alacaklıya verir.

Evine geldiğinde eli boştur, 'Cennet kadınlarının seyyidesi',

"- Ya Ali, hiç mi bir şey almadın?" diye sorunca,

"- Ama ara düzelttim ya Fatma" der.

Hz Fatma'nın yüzünde nurlu bir gülümseme belirir.

Memnundur kocasının bu güzel hareketinden.

Daha sonra Hasan'la Hüseyin ağlamaya başlarlar, 'açız' diye.

Bu acı manzaraya dayanamaz ve evden çıkar.

Yolda bir adama rastlar.

Elinde besili bir deve;

"- Ya Ali bu deveyi sana satmak isterim, ucuza satacağım."

"- Param yok" der Hz Ali.

"- Olsun" der adam.

"- Bu deveyi sana vermeyi çok istiyorum.150 dirhem bu deve.

Al sonra ödersin."

Alır Hz Ali o deveyi.

Yolda giderken başka adama rastlar.

"- Ya Ali" der, "ne güzel bir deve bu.

Ben bunu 300'e alayım ne olursun reddetme beni."

Hz Ali: "- Ama ben bunu 150'ye aldım" der.

"- Olsun, ben çok beğendim bunu" ve deveyi satar.

Hz Ali mutlu bir şekilde gider yiyecekleri alır eve döner.

Sonra Peygamber'in huzuruna çıkar.

Efendimiz(s.a.v.) güler, "gel" der, "ya Ali şu deve hikâyesini anlat".

Anlatınca da der ki:

"- Sen ki ara düzelttin.

Allah Cebrail'i ile sana deveyi sattı.

İsrafil'i ile de satın aldı.

Her kim ki ara yapar, birleştirir, düzeltir, ikilikten insanları kurtarırsa o bendendir ya Ali."

Okuduysanız paylaşın belki bir müslüman kardeşim daha rahmet PEYGAMBERİN ( S.A.V ) güzel ahlakını okur ve azda olsa kendine örnek alır."Allahın bereketi üzerinize olsun Esselamün aleyküm

DELİLİKTEN VELİLİĞE

 Her gün seher vakti kalkar, Bediüzzaman'ın evine giderdi. Onun sobasını yakar, evini süpürür, varsa hizmetlerini görürdü Emin Bey...

Yine böyle güzel bir hizmetin neşesiyle, seher vakti kalktı, Bediüzzaman'ın mütevazi evine geldi. Tam kapıyı açacağı sırada, kapı önünde bir karartı gördü.

Biraz daha yaklaştı, iyice baktı, bu karartının bir insan olduğunu fark etti.

İki büklüm yere yığılmış, bir elini de kapının eşiğine atmış, kendinden geçmiş bir halde yatıyordu.

Bu, Deli Mümin'den başkası değildi. Kastamonu'nun efelerinden Deli Mümin...

İri yarı, çam yarması gibi, korkunç bir eşkiya idi bu adam...

Kastamonu halkının, şerrine bulaşmamak için gölgesinden kaçtığı bir katil... 

Onun için içki, kumar, soygun, adam öldürme gayet sıradan şeyler, günlük meşgaleler sınıfındandı. 

Deli Mümin'i gayet iyi tanıyan Emin Bey, ne yapacağını şaşırdı. Hayretler içinde kalmıştı.

Bu adamın Bediüzzaman'ın kapısında ne işi vardı? 

Başka gidecek yer bulamamış mıydı? 

Kolundan tuttu, kaldırmaya çalıştı. Bir yandan da konuşmaya çalışıyordu: 

"Ne arıyorsun burada?" 

Deli Mümin'den ses çıkmadı. 

"Yine içmişsin... Kimin kapısında, kimin eşiğinde olduğunu biliyor musun sen!" 

Deli Mümin gözlerini hafiften aralayıverdi. Yavaş yavaş kendine geliyordu. 

Emin Beyin yardımıyla doğruldu. Sırtını evin duvarına dayadı. Yerden destek alarak düşmeden durmaya çalıştı. 

İnleyen ve yalvaran bir sesle: 

"Ben tövbe ettim! Bana dua edin! Beni talebeliğe kabul edin!..." 

Deli Mümin nerede ve hangi makamda olduğunu biliyordu. Kimin eşiğine vardığının da... 

Emin Bey, gün görmüş birisiydi. Meseleyi anlamakta zorluk çekmedi. Hemen Bediüzzaman'ın yanına koştu. Olanları bir solukta anlattı. 

Bediüzzaman, "Belî kardeşim, belî" dedi. 

Bu, "tamam" demekti. 

Bediüzzaman, birkaç gün önce, çarşıda ona dikkatli bir şekilde bakmış, Deli Mümin bu bakışın etkisinden günlerce kurtulamamıştı. 

Ve bu sabah... 

Deli Mümin, "Veli Mümin" olmuştu. 

(Bediüzzamanla Yaşayan Öyküler)

PEYGAMBERİMİZİN DUALARINDAN BİR DEMET

 Peygamberimizin dualarından bir demet

Resûl-i Ekrem sallâ’llâhü aleyhi ve sellem Efendimizin muhtelif zamanlarda, ümmetini tâlim için îrâd buyurdukları özlü duâlardan mealler:

1 -HAYIRLA SONUÇLANAN İŞLER DUASI

 “İlâhî! Bütün işlerimizi hayırla neticelendir. Dünyâ musibetlerinden ve âhiret azâbmdan bizi koru.”

2 -BİLİNEN VE BİLİNMEYEN HAYIRLAR İÇİN DUA

 “İlâhî! Bildiğim ve bilmediğim hayırların hepsini Senden isterim.”

3 -BELÂ VE MUSİBETLERDEN KORUNMA İÇİN DUA

 “İlâhî! İhsân etmekte olduğun nimetinin elimden gitmesinden, âfiyetin değişmesinden, ansızın karşılaşacağım mûsibetten Sana sığınırım. Beni bunlardan muhafaza buyur.”

4 -İLAHİ YARDIMA MUHTAÇLIK DUASI

 “İlâhî! İşlerimi bir an bile bana bırakma. Verdiğin iyi şeyleri benden alma.”

5-AHLÂKİ GÜZELLİK İÇİN DUA

 “İlâhî! Şekl ü Suretimi nasıl güzel yaratmışsan, ahlâkımı da güzelleştir.”

6 -DÜNYA VE AHİRET ÂFİYETİ İÇİN DUA

 İlâhî! Dînim ve dünyam için, ehlim ve mâlim için Sen’den afiyet dilerim.

7 -FAYDALI BİLGİ İÇİN DUA

 İlâhî! Bana öğrettiğin bilgilerle beni faydalandır. Bana fayda sağlayacak şeyleri öğret, ilmini artır.”

8 -YOKSULLUK VE ZİLLETTEN KORUNMA DUASI

 “Allah’ım! Yoksulluktan, hor ve hakir olmaktan, zulmetmekten ve zulme uğramaktan Sana sığınırım.”

9 -BEDEN SAĞLIĞI İÇİN DUA

 İlâhî! Vücûdumda, kulağımda, gözlerimde bana devamlı afiyet ver.”

10 -KÖTÜLÜKLERDEN KORUNMA DUASI

 “İlâhî! Geleceğinden korkulan herhangi bir musibetin tasasını çekmekten, zarardan, acizden, tenbellikten, cimrilikten, korkaklıktan Sana sığınırım.” 

11 -HELÂL KAZANÇ İÇİN DUA

 “İlâhî! Hâlâl mal ver; haramdan uzak kıl. Kendinden başkasına muhtaç etme.”

12 -TAKVA VE HİLM DUASI

. “İlâhî! Beni ilimde zengin kıl. Hilm ile beze, takva ile şereflendir; âfiyetle süsle/’

13 -HASTALIKLARDAN KORUNMA DUASI

 “İlâhî! Fena huylardan, fena âmellerden, nefsânî arzulardan, maddî ve manevî hastalıklardan Sana sığınırım.”

14 -GÜZEL AHLÂK DUASI

“İlâhî! Bana sıhhat, iffet, emânet, güzel huy ihsân buyur. Kötü huylardan ve kötü arzulardan, din ve dünyaya zarar verecek herşey- den Sana sığınırım. Bunlardan beni uzak kıl.”

15 -FAYDASIZ İLİM VE HALİS OLMAYAN AMELDEN KORUNMA DUASI

 “İlâhî! Faydasız ilimden, hâlis olmayan âmelden, kabûl olunmayacak duâdan Sana sığınırım.”

16 -AHİRETİ KAZANMA DUASI

* “İlâhî! İşlerimi korumaya yarayan dînimi, medâr-ı maişetim olan dünyâmı, ebedî hayâtı muhtevi olan âhiretimi islâh et.”

17 -HAYIRLI YÖNETİCİ İÇİN DUA

 “İlâhî! Ümmetimin işlerinden bir vazifeye tâyin olunup da onlara haşin muamele edenleri müşkilâta uğrat. Ümmetimin işlerinden birine vâli tâyin olunup da onlara mülâyemet ve sühûlet gösterenlere Sen de rıfk ile muâmele et.”

18 -TEMİZ KALP İÇİN DUA

 “İlâhî! Herşeyde Senden sebat, doğru sözlü lisan, temiz bir kalb isterim.”

19 -HAKKI VE BATILI AYIRT ETME DUASI

 “Ey Rabbimiz! Bize hakkı hak olarak göster. Ve hak yolunda yürümeye muvaffak kıl. Bâtılı da bâtıl göster. Ondan uzak olmayı müyesser kıl.” 

20 -DOĞRULUK VE TEMİZLİK DUASI

 “Yâ Rabbi! Bize hakâyık-ı eşyayı olduğu gibi göster.” 

HATİM DUASI

 Amin

 Euzübillehimineşeytanirracim Bismillehirrahmanirrahim.

Elhamdülillehi rabbil alemin vessaletü vessalamü ala rasülüne Muhammedin ve ala elihi vesahbihi ecmain.Biberaketi hatmil Kuranil  azim ve bihürmeti ersaltehü rahmetenlil alemin.Vağfü anne ya kerim vağfüanne ya rahim.Vağfirlene zünübena bifazlıke ve cudüke  ve keramike Ya ekremel ekremin ve Ya Erhamerrahimin

Ya Rabbelalemin! Şu anda kapına geldik. Yüce divanına durduk, bütün kötülükleri bir tarafa bıraktık, bizleri yüce huzurundan boş çevirme 

Okumuş olduğumuz 

(Okumuş olduğumuz hatm-i şerifi;) aşr-ı şerifleri ahsen surette kabul eyle.

Ya Rabbi !

Bizleri tüm hata ve kusurlardan salim eyle.

hasıl olan sevabı evvela Peygamber (s.a.v.) efendimizin mübarek, aziz, latif ruh-ı tayyibelerine hediye eyledik kabul eyle.

Ya Rabbi !

İlk Peygamber Hz. Adem (a.s.) dan bu güne kadar gelip geçmiş her ne kadar peygamber varsa onların da ruhlarına hediye eyledik, sen vasıl eyle.

Kur'an-ı Kerim’i elden ele, dilden dile, gönülden gönüle bizlere kadar ulaştıran sahabe-i güzin, tabiin, tebe-i tabiin, Müfessirin ve muhaddisin'in ruhlarına hediye eyledik, vasıI eyle.

Din, vatan, hak ve hakikat Uğuruna canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizin de ruhlarını meclisimizden haberdar eyle

Ya Rabbi !

Bu hatm-ı şerife  vesile olanların emellerini makbul, günahlarını mağfur, ticaretlerini “Len tebür" eyIe.

Her ne murat Ile okutmuşlarsa muratlarına naiI eyle

Ya Rabbi !

Bu aileden ahrete göçenlerin günahlarını affeyle, makamlarını cennet eyle. Peygamberimizin (s.a.v) şefaatine nail eyle.

Uzaktan ve yakından gelip, şurada toplanan aziz din kardeşlerimizin de ölmüşlerine rahmet, geride kalanlarına sıhhat ve afiyet ihsan eyle.

Ya Rabbi !

Yüce dinimize ve aziz vatanımıza göz diken dahili ve harici düşmanlarımıza fırsat vermeyip, onları islah eyle.

Islah olacak halleri yoksa onları KAHHAR ism-i şerifinle kahr u perişan eyle.

Ya Rabbi !

Ümmet-i Muhammed'in hasta kullarına şifalar, dertli kullarına devalar, borçlu kullarına hayırlı edalar ıhsan eyle.

Ya Rabbi !

Kuı-'an-ı Kerim’in nurlu yolundan bizleri ayırma ya Rabbi! Onun ahkamını yaşayıp, tatbik edenlerden eyle.

Kıyamet gününe kadar baki kalacağını vaat ettiğin Din-i İslamı ülkemizde payidar eyle.

Ya Rabbi !

Çocuklarımızı edepli, ahlaklı, faziletli, anasına, babasına, hocasına saygı gösteren, Allah'ına, peygamberine hürmet ve tazim edenlerden eyle.

Ya Rabbi !

Vatanına, milletine, din ve mukaddesatına gönülden bağlı olanlardan eyle.

Namazına-niyazına, ibadat u taatına devam edenlerden eyle.

Ya Rabbi !

Her türlü afetlerden, musibetlerden, hastalıklardan, tehlikelerden. zarar ve ziyanlardan bizleri hıfz u himaye eyle.

Hassaten günah hastalıklarından, haramlardan, ahlaksızlıklardan, yalandan, gıybetten, riyadan, hasetten ve kibirden muhafaza eyle.

Ya Rabbi !

Kabul olunmayacak dua Ile sana el kaldırmaktan, insanlığa ve Islama faydalı olmayan bilgiden, bir müslümana yakışmayan acizlikten, tembellikten, cimrilikten sana sığınıyoruz, bizleri muhafaza eyle.

Dualarımızın kabulü ve son nefesimizde, nasip olması için buyurun bir kelime-i şehadet :

“Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü”

Bu kelime-i mübarekeyi söyleyerek ruh teslim etmek cümlemize nasib eyle.

Ya Rabbi !

"AMIN" diyen şu kullarını iki cihanda aziz eyle. Cennetinle, cemalinle bizleri şereflendir.

“Subhane Rabbike Rabbil izzeti amma yesifun ve salamun alel murselin vel hamdu lillahi Rabbil” alemin.

El-Fatiha