Mü'minlerde nifak ve şikak, kin ve adavete sebebiyet veren; Tarafgirlik, inad ve hased gibi manevi hastalıkların topluma verdiği zararları şöyle sıralayabiliriz:
1-Kardeşliği bozar: Müminler birbirine güvenemez hâle gelir. 2-Adaleti zedeler: Haklı olan değil, güçlü olan veya bizden olan korunur.
3-İstişareyi öldürür: Farklı düşünceler düşmanlık sebebi sayılır.
4-Hizmetleri engeller: Enerji hayırlı işlere değil, tartışmalara harcanır.
5-Toplumu böler: Küçük ihtilaflar büyük ayrılıklara dönüşür.
6-Ahiret kazancını tehlikeye atar: Kul hakkı, gıybet, iftira ve kalp kırma gibi günahlara kapı açar.
Bu hastalıkların çaresi nedir?
Bediüzzaman Hazretlerinin ortaya koyduğu kardeşlik anlayışını hayatımıza taşımalıyız.
Şu prensipler bize yol gösterebilir:
a-Nefsimizi değil, hakkı savunmalıyız.
b-Kendi hatamızı kabul etmeyi öğrenmeliyiz.
c-Başkasının başarısını takdir etmeliyiz.
ç-Kusur araştırmak yerine güzel tarafları görmeliyiz.
d-Affetmeyi ve özür dilemeyi bilmeliyiz.
e-İhtilaflarımızı düşmanlığa dönüştürmemeliyiz.
f-Şahısların değil, hak ve hakikatin yanında olmalıyız.
Peygamber Efendimizin (S.A.V.) şu hadisi de bu konuda çok önemlidir:
Birbirinize haset etmeyiniz, kin tutmayınız, sırt çevirmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz!
(Buhârî, Edeb; Müslim, Birr)
Tarafgirlik hakkı örter, inat
hakikati görmez, haset muhabbeti öldürür.
Tarafgirliğin yerine: Adalet
İnadın yerine: Hakikate teslimiyet
Hasedin yerine: Gıpta ve kanaat
Kinin yerine: Muhabbet
Düşmanlığın yerine: Uhuvvet
Ayrılığın yerine: İttihad
Maksadımız galip gelmek değil, hakkın galip gelmesidir.
Kendimize soracağımız beş soru
Bu bahsi okuduktan sonra insanın kendi nefsini hesaba çekmesi gerekir:
-Bir insanı sevdiğim için yanlışını görmezden geliyor muyum?
-Haksız olduğumu anladığım hâlde özür dilemekten kaçınıyor muyum?
-Başkasının başarısı beni mutlu ediyor mu, rahatsız mı ediyor?
-Benimle aynı düşünmeyen insanları düşman mı görüyorum?
-Bir Müslüman kardeşimin kusurunu örtüyor muyum, yoksa yayıyor muyum?
Müminin büyüklüğü, her tartışmayı kazanmasında değil; gerektiğinde nefsini yenmesindedir.
Birlikte yaşamanın sırrı herkesin aynı düşünmesi değil, farklı düşündüğümüzde bile birbirimizin hukukuna riayet edebilmemizdir.
Bu anlatılanlardan çıkaracağımız en önemli sonuç şudur:
Nefislerimiz ayrı düşebilir; fakat imanımız, kardeşliğimiz ve hakka bağlılığımız bizi bir arada tutmalıdır.