18 Eylül 2026 Cuma

SABIR KALEMİZ VE HALİMİZ

 Sabır deyince aklımıza ilk Eyyüb aleyhisselam gelir. Sabır timsalidir Eyüb Peygamberimiz (as). Aslında düşündüğümüzde bütün Peygamberlerin hayatlarında sabrı bir kale olarak kullandığını ve bizlere bu hususta numune-i imtisal olduklarını görmekteyiz. Lakin yaşam noktasında sabırda en çok nazarlara çarpan Eyyüb aleyhisselamın olduğu kuşkusuzdur. Hz.Eyyüb (as) zengin ve mesrur geçen ömrü Peygamberliğin gelmesiyle son bulmuştur. Bir de vücuduna hastalık ilişince hayat daha da müşkülleşmiş ve sabır mücadeleleri başlamıştır. Malının gitmesi ve hastalığın geldiğini gören en yakın dost ve akrabaları da artık terk etmiştir Eyyüb aleyhisselamı. Bütün bunlara rağmen fedakâr ve vefakâr eşi Rahmet sultan onu terk etmemiş. Beraber sabır örneğini en güzel bir şekilde sergilemişlerdir. Tabii bu durumda iblis de vazgeçmemiş. Lakin Eyyüb (as) ve eşi, sabrı hiçbir zaman terk etmemiş, iblise karşı da sabır kalesine dâhil olarak mukabele etmişlerdir.

Eyyüb (as) sabırla devam ederken de hastalık diline ve kalbine ilişince dua etme vakti geldiğini anlayarak “Ya Rab! Zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor. Başıma bu dert geldi. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”1 diyerek yalvardı Rabbine. İhlâsla yapılan dua makbul olur sırrınca Cenab-ı Hak da “Ya Eyyüb ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su”2 diye buyurdu. Hz. Eyyüb (as) de emre uyarak denileni yaptı ve hastalıklarından kurtularak Şafi esmasının tecellisine mazhar oldu.

Şimdi Eyyüb aleyhisselam gibi olmasa da bizim de maddî-manevî yaralarımız bulunuyor. Hatta belki de günümüzde ondan daha dehşetli yaralarımız var. Lakin bu yaralarımız küçük bir kurtçukken temizlenmeli. Yaralarımıza tiryak olacak bir şey bulunmalı. O tiryak da sabırdır. Yaralarımızı da sabır ilacıyla tasfiye edebiliriz aslında.

Yine sabır hayatın her alanında olmalıdır. Evde, işte, okulda ve hizmette… En ehemmiyetlisi de hizmette. Hizmet demişken en müşkül olanı da odur aslında. Hiçbir şey kolay değilken îman kurtarma hizmetinde de elbette zorluklar olacaktır. Hasret duygusu da galebe çalacaktır bu süreç içerisinde. Aileden uzak, gurbet ve hüzün duyguları da… Ama bunlar uhrevi hazırlıklar. İnşallah sıkıntılarımızın zahmeti gidip rahmeti kalacak. Yeter ki bizler bu suretçe sabrı ve şükrü ihmal etmeyelim. Unutmayalım ki bu zamanda hizmet de kolay değil, dava adamı olabilmek de…

İMAN davasına sıddıkiyetimizi inşallah sıkıntılarda gösterdiğimiz sabır ve metanetle gösterelim. Cenab-ı Hak hizmetimizi daim ve bizi bu yolda kaim eylesin inşallah. Hizmetimizin makbul olması duasıyla…

1.Enbiya Suresi, 83

2. Sad Suresi, 42.

 

 

DOSTLARA GELEN ŞEFKAT TOKADI

  SUAL: 

   Has dostlarınıza gelen musibetleri, tokat eseri deyip hizmet-i Kur'aniyede füturları cihetinde bir itab telakki ediyorsun. Halbuki size ve hizmet-i Kur'aniyeye hakikî düşmanlık edenler, selâmette kalıyorlar. Neden dosta tokat vuruluyor, düşmana ilişilmiyor?

   ELCEVAB: 

اَلظُّلْمُ لَا يَدُومُ وَالْكُفْرُ يَدُومُ

sırrınca: Dostların hataları, hizmetimizde bir nevi zulüm hükmüne geçtiği için, çabuk çarpılıyor. Şefkatli tokat yer, aklı varsa intibaha gelir. Düşman ise, hizmet-i Kur'aniyeye zıddiyeti, mümanaatı, dalalet hesabına geçer. Bilerek veya bilmeyerek hizmetimize tecavüzü, zındıka hesabına geçer. Küfür devam ettiği için, onlar ekseriyetle çabuk tokat yemiyorlar. Nasılki küçük kabahatleri işleyenlerin, nahiyelerde cezaları verilir. Büyük kabahatleri de büyük mahkemelere gönderilir. Öyle de: Ehl-i imanın ve has dostların hükmen küçük hataları, çabuk onları temizlemek için kısmen dünyada ve sür'aten verilir. Ehl-i dalaletin cinayetleri, o kadar büyüktür ki: Kısacık hayat-ı dünyeviyeye cezaları sığışmadığından, mukteza-yı adalet olarak âlem-i bekadaki mahkeme-i kübraya havale edildiği için, ekseriyetle burada cezaya çarpılmıyorlar.

   İşte hadîs-i şerifte

اَلدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ

mezkûr hakikata dahi işaret ediyor. Yani: Dünyada şu mü'min, kısmen kusuratından cezasını gördüğü için dünya onun hakkında bir dâr-ı cezadır. Dünya, onların saadetli âhiretlerine nisbeten bir zindan ve cehennemdir. Ve kâfirler madem Cehennem'den çıkmayacaklar. Hasenatlarının mükâfatlarını kısmen dünyada gördükleri ve büyük seyyiatları te'hir edildiği cihetle, onların âhiretine nisbeten dünya, cennetleridir. Yoksa mü'min bu dünyada dahi kâfirden manen ve hakikat nokta-i nazarında çok ziyade mes'uddur. Âdeta mü'minin imanı, mü'minin ruhunda bir cennet-i maneviye hükmüne geçiyor; kâfirin küfrü, kâfirin mahiyetinde manevî bir cehennemi ateşlendiriyor.

Lemalar - 47

17 Eylül 2026 Perşembe

DÜNYADA İLK YARATILIŞINIZ

    Evvelâ; neş'e-i ûlâyı nazara verir. Der ki: Nutfeden alakaya, alakadan mudgaya, mudgadan tâ hilkat-i insaniyeye kadar olan neş'etinizi görüyorsunuz. Nasıl oluyor ki, neş'e-i uhrâyı inkâr ediyorsunuz?.. O, onun misli, belki daha ehvenidir. Hem Cenab-ı Hak, insana karşı ettiği ihsanat-ı azîmeyi

اَلَّذ۪ى جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَارًا

kelimesiyle işaret edip der: "Size böyle nimet eden bir zât, sizi başıboş bırakmaz ki, kabre girip kalkmamak üzere yatasınız." Hem remzen der: Ölmüş ağaçların dirilip yeşillenmesini görüyorsunuz. Odun gibi kemiklerin hayat bulmasını kıyas edemeyip istib'ad ediyorsunuz. Hem semavat ve arzı halkeden, semavat ve arzın meyvesi olan insanın hayat ve mematından âciz kalır mı? Koca ağacı idare eden, o ağacın meyvesine ehemmiyet vermeyip başkasına mal eder mi? Bütün ağacın neticesini terketmekle, bütün eczasıyla hikmetle yoğrulmuş hilkat şeceresini abes ve beyhude yapar mı zannedersiniz? Der: Haşirde sizi ihya edecek zât öyle bir zâttır ki, bütün kâinat ona emirber nefer hükmündedir. Emr-i kün feyekûne karşı kemal-i inkıyad ile serfüru eder. Bir baharı halketmek, bir çiçek kadar ona ehven gelir. Bütün hayvanatı icad etmek, bir sinek icadı kadar kudretine kolay gelir bir zâttır. Öyle bir zâta karşı مَنْ يُحْيِى الْعِظَامَ deyip, kudretine karşı taciz ile meydan okunmaz.

   Sonra

فَسُبْحَانَ الَّذ۪ى بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ

tabiriyle; herşeyin dizgini elinde, herşeyin anahtarı yanında, gece ve gündüzü, kış ve yazı bir kitab sahifeleri gibi kolayca çevirir. Dünya ve âhireti iki menzil gibi; bunu kapar, onu açar bir Kadîr-i Zülcelal'dir. Madem böyledir, bütün delailin neticesi olarak: وَ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ yani, kabirden sizi ihya edip, haşre getirip huzur-u kibriyasında hesabınızı görecektir.

Sözler - 115

HAYAT VE KAİNAT

    Evet nasılki hayat, bu kâinattan süzülmüş bir hülâsadır ve şuur ve his dahi, hayattan süzülmüş hayatın bir hülâsasıdır ve akıl dahi, şuurdan ve histen süzülmüş, şuurun bir hülâsasıdır ve ruh dahi, hayatın hâlis ve sâfi bir cevheri ve sabit ve müstakil zâtıdır. Öyle de, maddî ve manevî hayat-ı Muhammediye (A.S.M.) dahi; hayattan ve ruh-u kâinattan süzülmüş hülâsatü'l-hülâsadır ve risalet-i Muhammediye (A.S.M.) dahi kâinatın his ve şuur ve aklından süzülmüş en sâfi hülâsasıdır. Belki maddî ve manevî hayat-ı Muhammediye (A.S.M.) -âsârının şehadetiyle- hayat-ı kâinatın hayatıdır ve risalet-i Muhammediye (A.S.M.) şuur-u kâinatın şuurudur ve nurudur. Ve vahy-i Kur'an dahi, -hayatdar hakaikının şehadetiyle- hayat-ı kâinatın ruhudur ve şuur-u kâinatın aklıdır.

   Evet, evet, evet!.. Eğer kâinattan risalet-i Muhammediye'nin (A.S.M.) nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek. Eğer Kur'an gitse, kâinat divane olacak ve Küre-i Arz kafasını, aklını kaybedecek. Belki şuursuz kalmış olan başını, bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak.

Sözler - 109

15 Eylül 2026 Salı

AKILLI GENÇLERE TAVSİYELER

 1. Ne kadar emin olursanız olun, her duyduğunuz ve gördüğünüze inanmayın!

2. Ne kadar kendinize güvenirseniz güvenin, araştırmadan emin olmayınız.

3. Ne kadar bilirseniz bilin, ama bir bilene sormadan emin olmayınız.

4. Ne kadar isterseniz isteyin, hislerinizle hareket etmeyiniz.

5. Ne kadar zekânıza ve bilginize güvenseniz de tecrübeli kişileri dinleyiniz.

6. Ne kadar kararlı olursanız olun; ama burnunuzun dikine gitmeyiniz.

7. Kalbiniz ne kadar size gerçeği söylese de aklınıza sormadan karar vermeyin.

8. Ne kadar dua etmiş olsanız da talihinize fazla güvenmeyin, çalışmaya bakın.

9. Ne kadar bilseniz de bilginize güvenmeyin, bilmediklerinizin olacağını bilin.

10. Kendinizi ne kadar beğenseniz de başkasının sizi nasıl gördüğüne bakın.

11. Yaptıklarınızın ne kadar doğru olduğunu bilseniz de kendinizi sorgulayın.

12. Biri hakkında ne kadar emin olsanız da yine de peşin hükümlü olmayınız.

13. Olayları ne kadar iyi bilseniz de perde arkasını bilmeden karar vermeyiniz.

14. Ne kadar özgür fikirli olsanız da sabit fikirli olmayınız.

15. Ne kadar çok bilgiye sahip olsanız da detayları atlamayınız.

16. Ne kadar çok zamanınız olsa da bu günün işini yarına bırakmayınız.

17. Ne kadar katı tutumlu olsanız da şartları ve zamanı düşünerek esnek olunuz.

18. Kendinize ne kadar güvenirseniz güvenin; ama başkasının penceresinden de bakınız.

19. Karşınızdaki ne kadar kusurlu olursa olsun, onu kusurunu yüzüne vurmayınız.

20. Arkadaşlarınız ne kadar çok olursa olsun güveneceğiniz arkadaşınızı iyi seçiniz.

21. Olayları ve sorunları sadece kendi açınızdan değerlendirmeye çalışmayınız.

22. Bulunduğunuz ortamda yerinizi ve haddinizi bilin.

23. Ne zaman konuşacağınızı ve nerede susacağınızı iyi tespit edin.

24. Başkalarının hayallerine ve ideallerine inanmasanız da saygı duymasını bilin.

25. Ağzınıza girenlerle, dudaklarınızdan çıkanlara dikkat ediniz.

26. Karşınızdaki insana ne kadar güvenseniz de kendinize saklayacağınız sırrınız olsun.

27. Başkalarının dürüst olmadıklarından şikâyet etmeden önce kendiniz sorgulayın.

28. Vicdanınız rahatsa sizi suçlayanlara fazla önemsemeyin.

29. Ne kadar akıllı olursanız olun, öfkeli olduğunuz zaman karar vermeyiniz.

30. Doğru şartların oluşmasını beklemek yerine, şartları siz kendiniz oluşturun.

31. Bir konuda “Evet!” derken de, “Hayır!” derken de iyi düşünün.

32. Haksızlık karşısında tepki göstermekten çekinmeyiniz.

33. Hatalarınızı size söyleyenlerin sizin dostlarınız olduğunu unutmayınız.

34. Başkalarının sizi suçlamasına fırsat vermeyiniz.

35. Başarısızlığınızın sebeplerini asla dışarıda aramayın.

36. Bir şeyi kaybederken bir başka şeyi kazandığınızı unutmayın.

37. Canınızı sıkan şeylerin sizi üzmesine fırsat vermeyiniz; unutunuz gitsin.

38. Geçmişe takılıp kalmayınız; istikbal geçmişte değil, gelecektedir.

39. Sizi cesaretlendirecek ve motive edecek arkadaşlar edinin.

40. Kalbinizden imanı, dilinizden duayı eksik etmeyiniz.


14 Eylül 2026 Pazartesi

YENİ EĞİTİM YILI BAŞLARKEN...!

 Yeni bir eğitim yılı, yeni umutlar ve yeni hedefler demektir.

Çocuklarımız yalnızca bilgi öğrenmesin;

iyiliği, doğruluğu, adaleti, merhameti ve sorumluluğu da öğrensin.

Çünkü gerçek eğitim, sadece sınavlarda başarılı olmak değil;

hayatta güzel insan olabilmektir.

Öğretmenlerimize sabır ve kolaylık,

öğrencilerimize azim ve başarı,

velilerimize anlayış ve huzur diliyorum.

📚 Kalemleri bilgiyle,

❤️ gönülleri sevgiyle,

🌱 yolları güzel ahlâkla dolsun.

Yeni eğitim yılı hayırlı, başarılı ve bereketli olsun.

Rafet Özcan 

Sevgi Çiçeklerine Nurdan Damlalar


🌹 Güzel Sözler 1. İnsanın gerçek zenginliği, sahip oldukları değil; gönlünde taşıdığı güzel ahlâktır. 2. Dünya bir konak, insan bir yolcudur. Yolcu konağa değil, gideceği menzile hazırlanmalıdır. 3. Kalbi Allah’a bağlanan insan, dünyanın fırtınaları karşısında kökleri sağlam bir ağaç gibidir. 4. Bir gönlü kırmak kolaydır; fakat kırılan gönlü onarmak bazen bir ömür sürer. Onun için sözümüzü söylemeden önce, kalbimizi dinleyelim. 5. İlim aklı aydınlatır, sevgi kalbi ısıtır, ahlâk ise insanı insan eder. 6. Hayatın en güzel yatırımı, insanın ardından bırakacağı iyi bir isim ve güzel bir izdir. 7. Dünya için çalış, ama dünyaya bağlanma. Çünkü emanetçinin vazifesi emaneti sahiplenmek değil, hakkıyla korumaktır. 8. Bugün ektiğin iyilik, yarın belki senin değil, hiç tanımadığın bir insanın hayatında çiçek açar. 🌸 9. Gönül kırmadan yaşamak büyük bir erdemdir; çünkü bazı yaraların ilacı dünyada bulunmaz. 10. İnsan, ne kadar yükselirse yükselsin, tevazuyu kaybettiği anda aslında küçülmeye başlar. 🌿 Sevgi Çiçeklerine Nurdan Damlalar Rafet Özcan

GÜZEL SÖZLER 1

 RAFET HOCA'DAN SÖZLER

. Dünya insanın malı değil, imtihanıdır.

. İnsan dünyaya sahip olmak için değil, kendini bulmak için gönderilmiştir.

. Dünya âhiretin tarlasıdır; insan burada ne ekerse orada onu biçer.

. Ölüm hayatın sonu değil, hesabın başlangıcıdır.

. Ecel kapıyı çalmaz; vakti gelince gelir.

. Kabir herkesi eşitler; zengin de fakir de oraya yalnız girer.

. Allah’ı bulan neyi kaybeder? Allah’ı kaybeden neyi bulur?

. Dünyayı kazandığını sanan, âhireti kaybediyorsa aslında kaybetmiştir.

. Bir insanın gerçek zenginliği cebindekiler değil, kalbindekilerdir.

. İnsan kendini tanımadan Rabbini tanımanın yolunu tamamlayamaz.

. Kendini yalnız beden zanneden, ruhunun hakikatini kaçırır.

. Savaşın kazananı olabilir; fakat savaşın kaybettirdiği canların geri dönüşü yoktur.

. Bir dünya düşünün; her şey sizin olsun ama içinde tek bir insan bulunmasın. O dünyanın size ne faydası var?

. Savaşlar şehirleri yıkar, fakat en büyük yıkım insanın vicdanında meydana gelir.

. Para insanın elinde nimet, kalbinde put olursa felakettir.

. Kumar, kolay kazanç vaadiyle insanın emeğini ve ümidini tüketir.

. Nefis insana dünyayı kazandıracağını söyler; fakat çoğu zaman elindekini de kaybettirir.

. İnsan başkasının kusurunu saymaya başlamadan önce kendi hesabını görmelidir.

. Ömür sermayesi her geçen gün azalıyor; insan ise çoğu zaman bunu ancak sona yaklaşınca fark ediyor.

. Dünyada herkes bir şey arıyor; fakat en büyük arayış insanın kendi hakikatini aramasıdır.

. Ölümü unutan insan, hayatın değerini de unutur.

. Kabri hatırlayan insan, zulmetmekten daha çok sakınır.

. Âhirete iman, dünyadan kaçmak değil; dünyada doğru yaşamaktır.

. İnsan dünyada misafirdir; misafir olduğunu unutan, eşyasını ev sahibi zanneder.

. Kalbin Allah ile olduğu zaman yalnız değilsin; bütün dünya yanında olsa da Allah’tan uzaksan aslında yalnızsın.

. İnsan dünyaya sığmaz; fakat çoğu zaman dünyaya sığdırdığı hayallerle ömrünü tüketir.

. Kalbin yönü nereye dönükse, insanın gerçek yolculuğu da orayadır.

. Her sabah yeni bir ömür verilmiş gibi uyan; çünkü dün geri gelmeyecek, yarın ise garanti değildir.

. Ölüm, insanın dünyadan ayrılışıdır; fakat amellerinin karşısına çıkışı değildir.

. İnsanların alkışını kazanmak kolaydır; Allah’ın rızasını kazanmak ise samimiyet ister.

. Bir gün herkes seni unutabilir; fakat yaptığın iyilik, bir gönülde iz bırakmışsa kaybolmaz.

. Dünyanın en büyük kaybı malını kaybetmek değil, ömrünü boş yere kaybetmektir.

. Gönlü kırılmış bir insanın sessizliği, bazen bin sözden daha ağırdır.

. Dilin söylediğini kulak duyar; kalbin söylediğini ise vicdan duyar.

. İnsan başkasının ayıbını büyütürken kendi kusurunu küçültmemelidir.

. Sabır, hiçbir şey yapmadan beklemek değil; doğru olanı yapıp sonucunu Allah’a bırakmaktır.

. Dünyada yalnız yürüdüğünü sanma; seni yaratan Rabb'in seni senden daha iyi bilir.

. Bir gün geriye dönüp baktığında, keşke daha çok kazanmasaydım değil; keşke daha çok iyilik yapsaydım demek güzeldir.

. Ömür bir emanettir; emanetin sahibi sorunca, insanın mazereti değil ameli konuşur.

. Dünyanın kapıları insana birer birer açılır; fakat kabir kapısı açıldığında artık dönüş kapısı kapanmıştır.

. Allah için yapılan küçük bir iyilik, insanların gözünde küçük olsa da Allah katında büyük olabilir.

. İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, toprağa basmayı unutursa düşüşü ağır olur.

. Gecenin karanlığından korkma; bazen insanın Rabbine en yakın olduğu an, herkesin sustuğu gecedir.

. Kalbine dünyayı değil, Allah sevgisini yerleştir; dünya zaten gerektiği kadar yer kaplar.

. Asıl mesele uzun yaşamak değil; yaşadığın ömrü anlamlı kılmaktır.