19 Ocak 2021 Salı

CEMAAT ZAMANI

 FİTNE ZAMANINDA CEMAATE UYMAK TAVSİYE EDİLMİŞTİR

Peygamberimiz (asm) kendisinden  sonra ümmetinin istikamet konusunda endişe etmiş ve pek çok tavsiyelerde bulunmuştur. Hud Sûresi’nde “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”1 fermanını çok düşünmüş ve bu sebeple saçlarına ak düşmüştür. Bu sebeple “Hud Sûresi beni ihtiyarlattı”2 buyurmuşlardır. Bu sebeple Peygamberimiz (asm) ümmetine daima cemaat ile beraber olmayı ve cemaatten ayrılmamayı tavsiye etmiştir.

Peygamberimiz (asm) “Size cemaati tavsiye ederim. Ayrılıktan ve ayrılık çıkarmaktan sakının. Zira şeytan iki kişiden uzak durur. Onlara fitne veremez. Cennetin ortasını isteyen cemaatten ayrılmasın”3 buyurdular. Bu hadisi ile, Müslümanlar arasında fikir ayrılığı çıkaranların Müslümanların kafasını karıştıranların şeytanın vesvesesine kapıldığını haber vermiştir. Ümmetin çoğunluğunun inanç bakımından dalâlet ve haksızlık üzere birleşmeyeceğini de “Allah ümmetimi dalâlet üzere toplamaz. Allah’ın eli cemaat ile beraberdir. Cemaatten ayrılan ateşe girer”4 buyurmuş ve ümmetin istikametinin ortak inanç ve fikirlerde olduğunu ifade etmişlerdir.

18 Ocak 2021 Pazartesi

PEYGAMBER EFENDİMİZİN KAYGISI


Peygamber Efendimiz (asm) bir gün pek mahzun gelmişti. Mübarek simasını hüznün gölgesi bürümüştü.

Ashab-ı Kiram endişeyle sordu:

“Sizi hiç böyle kaygılı görmemiştik ya Rasulallah!”

Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki:

“Sûr sahibi İsrâfîl sûr’u ağzına koymuş, kulağını da Allah’ın emrine açmış; ne zaman üflemekle emrolunsa derhal üfleyecek halde beklerken ben nasıl gülebilirim?”

Bu söz Ashab-ı Kirâma çok ağır gelince, Peygamber Efendimiz (asm): “Hasbünallahü ve ni’me’l-Vekîl” deyiniz.” buyurdu. 

17 Ocak 2021 Pazar

ŞİKAYET ETME


Ey insan-ı müşteki! Sen madum kalmadın, vücud nimetini giydin, hayatı tattın, camid kalmadın, hayvan olmadın, İslâmiyet nimetini buldun, dalalette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün ve hâkeza...

   Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki, Cenab-ı Hakk'ın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücud mertebelerine mukabil şükretmeyerek; imkânat ve ademiyat nev'inde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden bâtıl bir hırsla Cenab-ı Hak'tan şekva ediyorsun ve küfran-ı nimet ediyorsun? Acaba bir adam; minare başına çıkmak gibi âlî derecatlı bir mertebeye çıksın, büyük makam bulsun, her basamakta büyük bir nimet görsün; o nimetleri verene şükretmesin ve desin: "Niçin o minareden daha yükseğine çıkamadım" diye şekva ederek ağlayıp sızlasın. Ne kadar haksızlık eder ve ne kadar küfran-ı nimete düşer, ne kadar büyük divanelik eder, divaneler dahi anlar.

   Ey kanaatsız hırslı ve iktisadsız israflı ve haksız şekvalı gafil insan! Kat'iyyen bil ki: Kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasaretli bir küfrandır. Ve iktisad, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır. İsraf ise, nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır. Eğer aklın varsa, kanaata alış ve rızaya çalış. Tahammül etmezsen "Yâ Sabûr" de ve sabır iste; hakkına razı ol, teşekki etme. Kimden kime şekva ettiğini bil, sus. Her halde şekva etmek istersen; nefsini Cenab-ı Hakk'a şekva et, çünki kusur ondadır.

16 Ocak 2021 Cumartesi

BİZLER EMANETÇİYİZ


 Hastalıklarla iç içe bir ömür, size ne öğretti?

Hayatımızın bir başkasının elinde olduğunu. Çok kere “benim gözüm, benim kulağım, benim gönlüm, benim elim” deyip duruyoruz. Hâlbuki gözümüzün nurunu Cenâb-ı Hakk söndürecek olsa, bize kim bir göz bağışlayabilir? İşte hastalıklar insanda olan âfiyet nimetinin daima hatırlanmasını sağlıyor ve kulu Hâlikına daha çok bağlıyor. Hiç bir eksiği olmayan, her nimete mazhar olan kimseler çok defa hüsranın yaylasına çadır kurup mezarlarda geçecek günleri unutuveriyorlar. Hâlbuki insan sabaha çıktığında akşama ereceğini bilemez. Hattâ bir dakika sonra başına ne gelecek, onu bile tahmin edemez. İki Cihanın Saâdet Güneşi Efendimiz (Aleyhisselâtu Vesselâm), Abdullah b. Ömer’e şöyle dedi: “Sabaha çıktığın vakit akşama çıkacağını düşünme, akşama çıktığın vakit de sabahlayacağını hatırına getirme. Hayatından ölümün ve sıhhatinden hastalığın için –zaman– ayır. Yâ Abdullah! Yarın adının ne olacağını bilemezsin!” Evet, günümüzdeki bütün kavgalar, gürültüler ölümün unutulmasından, hesap gününün hesaba alınmamasından ileri gelmektedir.

Şunu da ifade edeyim ki, hastalıklar ölüm sebebi değildir. Ancak eceli gelenler ölür. Hastanın başında hasta olan adamın ölümünü bekleyen nice sağlam insanlar senelerce önce ebediyete kanat açtı. Hayatı yaratan Allah Teâlâ olduğu gibi, ölümü yaratan da yine O’dur. O halde ne gam!..

Rafet Özcan 

ALLAH'A YALVARIYORUM !

 DUA VE YAKARIŞ

Allah’ım! Sana iman ettik! Senin son elçin Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma iman ettik! Senden her derdimize devâ umuyoruz! Seni işlerimize vekil kıldık! Senden râzıyız! Senden korkuyoruz!

Sana sığınıyoruz! Gücümüz yok, kudretimiz yok, kuvvetimiz yok, izzetimiz yok, himmetimiz yok, gayretimiz yok Allah’ım! Bir Sana imanımız var! Bir de dilimizde duâmız ve yakarışımız…Günahkârız! İsyankârız! Günahkâr ellerimizi ve âsî gönlümüzü Sana açtık! Senin celâlinden, azabından, gazabından, kahrından, gayretinden, izzetinden, Senin merhametine, şefkatine, affına, mağfiretine, himmetine, himâyetine, bağışlamana sığınıyoruz! Allah’ım, Senden Sana sığınıyoruz! İslâm âlemi olarak Sana karşı olan kusurumuz bizi vartalara, tehlîkelere, maddî-mânevî sıkıntılara, acziyetlere, zaafiyetlere, güçsüzlüklere, bozgunluklara, fitneye, fesada ve çeşit çeşit âfetlere uğrattı. Bunu itiraf ediyoruz!

Allah’ım!

İslâm âlemi olarak üzerimizde dolaşan kara bulutların dağılması, üzerimizden âfetlerin ve belâların kaldırılması için yalnız, yalnız ve yalnız Sen’den yardım istiyoruz. Yalnız Sana sığınıyoruz! Yalnız Senden medet bekliyoruz!

 Allah’ım, bize yardım et! Günahlarımızı bağışla! Bize tevfik ve hidâyet ver! Allah’ım, bize acı! Bize merhamet et! Yalnız Sana güveniyoruz. Yalnız Sen’i senâ ediyoruz. Bütün hayrın Sen’den olduğunu biliyor ve yalnız Sana teşekkür ediyoruz. Sana nankörlük etmekten Sana sığınıyoruz!

Dualarımızı kabul eyle amin...amin...amin

İMTİHAN OLUYORUZ

 Hz.Ebubekir'i ağlatan hadise !


Bize verilen nimetlerin kıymetini tam olarak bilmiyoruz ama bütün nimetlerin kıymetini bilen ve hakkını teslim eden Hz.Peygamber(a.s),içtiğimiz bir bardak soğuk sudan dahi hesaba çekileceğimizi işaret buyurmuştur.Nitekim,ondan dersini alıp tam olarak tatbik eden Hz.Ebubekir(r.a),bir Ramazan günü,iftar vaktinde kendisine takdim edilen bir bardak soğuk su karşısında ağlamaya başlar.Kendisine ne olduğunu neden ağladığını sorduklarında ise şu cevabı verir:

Bir gün Hz.Peygamber(s.a) ile beraberdik.Bizden bir miktar uzaklaştı ve orada "git uzaklaş benden, seni istemiyorum" şeklinde bir şeyler söylüyor ve eliyle bir şeyleri itiyordu.Yanımıza döndüğünde kendisine ne olduğunu,kiminle konuştuğunu sorduk.O da bize dedi ki:"Dünya,cazip bir şekle bürünmüş (bir genç kız veya benzeri bir şekilde) süslenip bana geldi ve kendisini kabul ettirmek istedi.Ben de ittim,"git istemiyorum seni...!" dedim.Sonra bana dönüp ; "Sen beni kabul etmedin ama bir gün ümmetine mutlaka kendimi kabul ettireceğim.." dedi."Korkarım ki,dünyanın o kendisini kabul ettirdiği insanlardan biri ben olurum.." der ve böylece neden ağladığının izahını yapar.

Rafet Özcan

15 Ocak 2021 Cuma

KORONAVİRÜS

 Koronanın verdiği ders: 

Hasta birisinin anlattığına göre bu öyle bir hastalık ki, Allah kimseye göstermesin yakalananlara da acil şifa versin.Sanki vücudunu tarıyor en zayıf olduğun noktayı yakalıyor tarif edilmez bir acı veriyor.Bundan başka nefes aldıysan veremiyor nefesi verdin ise alamıyorsun.İnsan düşünüp ibret almalı ve Allah'a her nefes alış veriş için iki sefer şükredip yalvarmalıdır.Bir nefes alıp verme mizin dahi bizim elimizde olmadığını bilmelidir.Allah bizleri ve bütün insanları, bu tür bela ve musibetlerden korusun.Amin