27 Aralık 2021 Pazartesi

ÖNCE OKU,DÜŞÜN SONRA KARAR VER

 Şu prensiplere uyarak çatırdayan evliliğimizi kurtaralım.

1- Çok sık eşimizi değil; kendimizi yargılayalım.  

Sloganımız: Eşimin yanlışını değil; kendi kusurumu görmeliyim.

2- Çok sık kendi nefsimizi değil; eşimizi affedelim. 

Unutmayalım: İnsan mükerremdir. Affedilirse, iyiliği ziyadeleşir, hatasından döner, özür diler. Affedilmezse kötülüğü ziyadeleşir, yüzü yırtılır, kötü huy yerleşir. 

3- Eşimizi takbih değil; takdir edelim. Eşimizin kusurlarını gördüğümüzde kınamayalım, ama iyiliğini gördüğümüzde takdir ve teşekkür edelim. 

4- Kendi iyiliğimizi küçümseyelim, azımsayalım; eşimizin iyiliğini küçümsemeyelim, azımsamayalım ve hor görmeyelim.

5- Daire-i harimimize selâmsız ve hayır duâsız girmeyelim. Evde eşimiz veya çoluk çocuğumuz olmadığında da meleklere selâm verelim.    

6- Daire-i harimimizden çıkarken selâmsız ve hayır duâsız çıkmayalım.  

EVDE KABADAYILIK YOK!

7- Ev içinde asla şiddete yer vermeyelim, asla kabalık ve kabadayılık yapmayalım. En az başkalarına gösterdiğimiz güler yüz kadar, eşimize güler yüzlü olalım.   

8- Bediüzzaman’ın ifadesiyle vakarı ve izzet-i nefsi iş yerimizde bırakalım. Evimize adım attığımız andan itibaren eşimize ve çocuklarımıza karşı tevazu ve mahviyet toprağına bürünelim.1

9- Husûmet, adavet ve düşmanlık dışarıda kalsın. Eşiğimizden içeriye adım attığımız anda muhabbet, sevgi ve şefkat en temel prensibimiz olsun.

10- Eşimizle ses yükseltme, öfke ve haklılık yarışına girmeyelim. Eşimiz sesini yükselttiğinde kesinlikle sesimizi alçaltalım.  

11- Eşimizi düzeltmeye çalışmayalım; onu olduğu gibi kabul edelim. Onu hatalarıyla ve kusurlarıyla sevelim.   

12- Sevginin nice açmazları açtığını unutmayalım. Kendimizi sever gibi eşimizi sevelim.  

13- İş yerindeki terslikleri evimize taşımayalım. Evimizi günün bütün olumsuzluklarına karşı bir sığınak, bir istirahatgâh, bir dinlenme yeri, Bediüzzaman’ın ifadesiyle “bir Cennet, bir melce’, bir tahassüngâh” kılalım.2 

14- Kitabımızda en olumsuz vak’alarda bile umutsuzluğa yer yoktur. Kur’ân “Lâ taknetû min rahmeti’llah” (Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin)3 buyuruyor. Eşimizle mutlu olamayacağımız gibi bir önyargıya teslim olmayalım, umutsuz olmayalım.  

İYİLİK YAPALIM, İYİLİK UMALIM, İYİLİK BULALIM

15- Çıkmazlarımızı, problemlerimizi eşimizle paylaşalım. Eşimize dürüst olalım.

16- Eşimize cömert davranalım, ikram edelim, iltifat edelim. Bunlar sünnettirler.

17- Eşimizi şımartmaktan korkmayalım. Eşimizi şımartmamız günah değildir.

18- Özel olarak eşimize duâ edelim. 

19- Eşimizin bedeninden çok ruhunu, hüsn-ü suretinden çok hüsn-ü siretini, alışkanlarından ve huylarından çok güzel ahlâkını sevelim. 

20- Eşimize kızdığımızda o gün bir iyilik ve kötülük cetveli tutalım ve eşimizin günlük iyiliklerini ve iyi huylarını bir tarafa, kötülüklerini ve kötü huylarını diğer tarafa tek tek yazalım ve mizan terazisinde tartalım. Adaletli olalım. Eğer eşimizin iyilikleri kötülüklerinden, iyi huyları kötü huylarından sayıca bir fazla ise kızgınlığımızı geri alalım ve eşimizi sevmenin bir Allah ve mahşer hakkı olduğunu kabul edelim. 

21- Eşimizin bize Allah’ın emaneti olduğunu, Allah’ın emanetleri hakkında mahşerde hesap bulunduğunu unutmayalım. 

22- Başkalarının ve özellikle çocuklarımızın yanında eşimizi küçük düşürmeyelim. Çocuklarımızın yanında tartışmayalım!

23- Eşimize karşı en güçlü yanımız hoşgörümüz, en zayıf yanımız kin ve nefret duygumuz olsun.  

24- İnancımızı ve umudumuzu yitirmeyelim. 

25- Eşimizden kötülük gördüğümüzde eşimizi değil, kendimizi itham edelim.

26- İyilik yapalım, iyilik umalım, iyilik bulalım. Eşimizden vazgeçmeyelim.

 27- Ne maddî, ne manevî, ne dünyevî, ne uhrevî, hiçbir gerekçeyle eşimizi ihmal etmeyelim.

Dipnotlar:

1- Sünûhat, S. 20. 2- Sözler, s. 93. 3- Zümer Sûresi: 53. 


NİKAH VE NİKAH DUASI

 Nikah Nasıl Kıyılır? – Nikah Duası

Okunuşu:“Elhamdulillâhillezî zevecel ervâha bi’l-eşbâh. Ve ehallen nikâha ve harreme’s-sifâh. Vessalâtü vesselâmü alâ Resulinâ Muhammedinillezî beyne’l-harame ve’l-mübâh. Ve alâ âlihi ve eshâbihi’l-lezîne hüm ehlü’s-selâhi vel felâh.

“Eûzübillahimineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.

“Ve enkihû’l-eyâmâ minküm ve’s-salihîne min ibâdiküm ve imâiküm in yekûnû fukarâe yüğnihimullâhu minfadlihi vallâhu vâsiun alîm.(Sadakallâhulazîm)

“Ve kâle Resulullâh (asm). ‘Ennikâhu sünnetî femen ragibe an sünnetî feleyse minnî. (Sadakaresulullah)”

Nikah Nasıl Kıyılır?

Nikâhı kıyan ehliyetli kişi, yukarıdaki duaları bitirip ayeti ve hadisi okuduktan sonra kıza döner ve şu soruyu sorar:

“Bismillâhi ve alâ sünneti Resulillâhi. Allah’ın emri, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (asm) sünneti ve imamımız İmam-ı Azam Hazretlerinin içtihadı üzere, hazırda bulunan şahitlerin şahadetiyle, ;Gülten kızım sen, Kıymet oğlu Emrahı, beş cumhuriyet altını  mihr-i müeccel ile eş olarak kabul ettiniz mi? (Vekil varsa vekile, “Vekâletiniz sebebiyle verdiniz mi?” diye sorar.)”

Kız, “Evet kabul ettim (vekil ise “Verdim”) derse, bu defa erkeğe döner ve şu soruyu sorar:

“Bismillâhi ve alâ sünneti Resulillâhi. Allah’ın emri, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (asm) sünneti ve imamımız İmam-ı Azam Hazretlerinin içtihadı üzere, hazırda bulunan şahitlerin şahadetiyle Emrah sen, Fevziye kızı Gülteni, aranızda belli olan, beş cumhuriyet altını  mihr-i müeccel ile eş olarak kabul ettiniz mi? (Vekil varsa vekile, “Vekâletiniz sebebiyle verdiniz mi?” diye sorar.)”

O da, “Evet” dedikten sonra bu durum üçer defa tekrar edilir. Nikâhı kıyan kişi şahitlere dönerek, “Siz de bu nikâha hüsn-i şahadette bulunuyor musunuz?” diye sorar. Onlar da, “Evet” derlerse, nikâhı kıyan kişi, “Ben de sizin nikâhınızı kıydım” der ve şu duayı okur:

Okunuşu: “Allahummec’al hâzâ’l-akde meymûnen ve mübâraken. Vec’al beynehumâ ülfeten ve mehabbeten ve kararan. Velâ tec’al beynehumâ nefraten ve fitnete ve firâran. Allahümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne deme ve Havva. Ve kemâ ellefte beyne yüksek Muhammedin (asm) ve Hatîcetü’l-Kübrâ (radıyallahuanha). Ve kemâ ellefte beyne Aliyyin (ra) ve Fâtimetü’z-Zehra (radıyallahuanha). Allahümme a’tı lehümâ evlâden sâlihan ve rızkan vâsian ve ömran tavîlen.”

Meali: “Ya Rabbi! Bu yapılan nikahı her iki tarafa mübarek eyle ve kabul et. Bu evlenen kimselerin aralarına nefret ve fitne gibi şeyleri koyma.

“Allah’ım! Hz. dem’e ve Hz. Havva’ya vermiş olduğun ülfet ve yakınlığı ve Hz. Muhammed (asm) ve Hz. Hatice Validemize, Hz. Ali (kv) ve Hz. Fatıma-i Zehra’ya verdiğin ülfet ve sevgiyi bu iki kimseye de ihsan eyle.

Okunuşu: “Rabbenâ heb’lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyatinâ kurrete a’yünin vec’alnâ lil müttakînâ imâmen. Rabbenâ âtina fid dünyâ haseneten ve fil âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamer’Rahimîn.

“Bi hürmeti Tâhâ ve Yâsin vel hamdülillâhi Rabbil âlemîn.” Amin.

Meali: Rabbimiz! Bizlere, çoluk çocuğumuza esenlik ve güzellik ver. Ve bizleri iyi kulların arasına kat. Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, âhirette iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru. Merhametlilerin en merhametlisi hürmetine. Taha ve Yasin hürmetine. Hamd ve sena âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Ayrıca şöyle bir dua da eklenebilir:

“Allah’ım, bu (gençlere) hayırlı evlât, bol rızık ve uzun ömür ihsan eyle.

“Yâ Rabbi! Yapılan bu nikâhı kabul eyle. Huzurunda nikâhlanmış bu iki insanı ömürleri boyunca mutlu ve bahtiyar eyle.

“Yâ Rabbi! Bu insanların vücutlarına sıhhat ve âfiyet ihsan eyle. Kendilerine salih evlâtlar verip anne ve babalarına, vatanlarına ve dinlerine hayırlı olmalarını ihsan eyle. Bu iki kardeşimize her iki cihanda mutluluklar ihsan eyleyip, en sevgili kulların arasına ilhak eyle. Amin”


BOĞAZ AĞRISI VE ŞİFALI İÇECEKLER

 Boğaz Tahrişine Ne İyi Gelir Yutkunamıyorum Boğazım Ağrıyor Yanıyor  Virüslere, bakterilere veya mantarlara bağlı

Boğaz ağrıları,yanması ve tahrişi ağzın arka kısmından nefes borusuna kadar olan kısımda oluşan rahatsızlıktır. Virüslere, bakterilere veya mantarlara bağlı olarak oluşabildiği gibi çok bağırmak veya darbeye bağlı kas ağrılarında da  boğaz ağrısı, yanması ve tahrişi ile karşılaşılabilir. Özellikle kış aylarında soğuk algınlığı nedeniyle görülmekle beraber yılın her döneminde de boğaz ağrısı sorunu yaşayabiliriz. Boğaz ağrıları neden kaynaklanırsa kaynaklansın genellikle doktora gitmeden, evimizde uygulayabileceğimiz basit doğal, bitkisel yöntemler ile düzelir. Biz de bu yazımızda boğaz ağrılarından kurtulmanız için doğal tedavi yöntemlerini konu aldık. İşte boğaz ağrılarından, yanmalarından, tahrişinden kurtulmak için uygulayabileceğiniz doğal tedavi yöntemleri;


Dr. Ümit Aktaş'dan Boğaz Ağrısını Geçiren Kür Tarifi

Kaynamakta olan iki su bardağı içme suyunun içine dört yemek kaşığı tıbbi adaçayı ve bir tatlı kaşığı kaya tuzunu karıştırın. Ağzı kapalı olarak 10 dakika kısık ateşte kaynatın. Altını kapattıktan sonra yarım limonun suyunu içine sıkın. Kapağı kapalı olarak soğumaya bırakın. Oda ısısına geldiğinde bir cam sürahiye süzün. Bu karışımla, gün boyu akşam yatana kadar altı kere gargara yapın. Sabah hazırladığınız gargarayı aynı gün içinde tüketin.


Zeytinyağı & Aspirin


Aspirin ve zeytinyağı binbir derde deva en etkili ağrı kesicilerdir. Boğaz ağrısından, yanmasından tahrişinden kurtulmak için; 1 yemek kaşığı zeytinyağına 1 adet aspirin atın. Ocakta hafiften ısıtın. Ağzınızı yakmayacak dereceye düştüğünde karışımı ağzınıza atın. 3-4 dakika bu yağı ağzınızda boğazınızda dolandırın. Diliniz yardımı ile tüm diş ve dişetlerinize temasını sağlayın ve tükürün (gargara yapmayın).  Bu uygulamayı gece yatmadan önce yaparsanız; hem gece boyu rahat uyursunuz hem de ağrılarınızdan kurtulursunuz. Bu uygulama aynı zamanda diş ağrılarının da geçmesinde etkilidir.


Nane Limon Çayı


Şarkılara da konu olmuş olan nane&limon ikilisi boğaz ağrılarının geçmesinde etkili doğal bir ilaçtır. Bu doğal ilaç aynı zamanda varsa nezle & grip gibi hastalıklar ile de daha rahat mücadele etmenizi sağlar. Nane limon çayın yapımı için: 1 adet limonun suyunu sıkın ve bir bardağa alın. Limonun kabuğunu 2 su bardağı su ile kaynatın. Kaynamaya başladıktan sonra 5 dakika daha kaynatmaya devam edin. Ocağı kapattıktan sonra içine 1 çay kaşığı kuru nane veya 4-5 dal taze nane koyun. 10 dakika demlenmesinin ardından ayrı bir kaba süzün ve içine bardaktaki limon suyunu ilave edin. Karışımı 1-2 dakika ısıtın. Çayınız hazır afiyet olsun. Bu karışım boğaz ağrınızı dindirecektir.


Elma Sirkesi


Elma sirkesi antibakteriyel özelliği sayesinde doğal bir bakteri giderici ilaç etkisi yapar ve boğaz ağrısından kurtulmanızı sağlar. 1 bardak ılık suya, bir yemek kaşığı elma sirkesi, bir tatlı kaşığı limon suyu ve 1 çay kaşığı bal katın ve karıştırın. Bu şekilde hazırladığınız karışımdan günde 2-3 bardak için. Gün içinde boğaz ağrılarından kurtulmuş olursunuz. Diğer bir uygulama yöntemi ise; elma sirkesi ile gargara yapmaktır. Tarifi; bir çay bardağı ılık suya 1 yemek kaşığı sirke ve 1 çay kaşığı tuz katın. Bu karışım ile ağzınızı gargara yaparak 3-4 dakika çalkalayın ve lavaboya tükürün. Bunu gün içinde 3-4 defa tekrarlayın.


Tarçın


Soğuk algınlığına bağlı boğaz ağrılarında etkili bir deva da tarçındır. Bunun için 1 bardak ılık suya 1 tatlı kaşığı tarçın ve bir çay kaşığı kırmızı (acı) pul biber atın ve karıştırın. Bu karışım ile gargara yapın. (bu karışımı yutmayın). Tarçının çay olarak tüketimi de etkili bir boğaz ağrısı kesicidir. Bunun için; aktarlardan toz olarak satın alacağınız tarçından bir tatlı kaşığını sıcak bir bardak suya atın. 3-5 dakika demlenmesinin ardından sıcak olarak tüketin.


Tuzlu Su


Boğaz yanmasından, acısından kurtulmanın en pratik yollarından biri de tuzlu su ile gargara yapmaktır. Bu karışım doğal antiseptik  vazifesi görüp boğaz yolunu ağrıya neden olan maddelerden temizler. Ağız ve boğazda ki enfeksiyona bağlı oluşan mukusu incelterek bölgeyi temizler. Uygulanışı; 2 tatlı kaşığı tuzu 1 bardak ılık suya atın ve bu suyun yarısı ile ağzınızı gargara yapın. Diğer yarısını burnunuza çekin ve sümkürün. Bu uygulama özellikle üst solunum yoluna bağlı boğaz ağrılarında etkilidir. Gün içinde 3-4 defa uygulayın. Not: Yüksek tansiyon hastalarına tuzlu su ile gargara yapmaları tavsiye edilmez.


Sarımsak


Antibakteriyel ve antiseptik özelliklere sahip olan sarımsak da boğaz ağrılarından kurtulmanızı sağlayacak etkili bir tedavi yöntemidir. Gün içinde 2-3 diş sarımsağı çiğneyerek yemelisiniz. Diğer bir uygulama ise; kaynamış bir bardak suya 5-6 diş sarımsağı ince ince kıyarak katın. 5 dakika sonra posasını süzün. Kalan su ile ağzınızı gargara yapın. Kokusundan rahatsız olanlar ise; 2-3 diş sarımsağı küçük parçalar halinde doğrayın ve 1 bardak su ile hap gibi yutun.


Karaağaç Kabuğu


Karaağaç bitkisi de boğaz ağrılarında etkili bir tedavi uygulaması olarak yardımımıza yetişir. Ağrıyı azaltmasının yanında tahrişleri de geçirir. Aktarlardan toz olarak bulabileceğiniz karaağaç kabuğundan 1 tatlı kaşığını 2 bardak kaynamış suya atın. 3-5 dakika demlendirin ve süzün sonra ılık olarak için.


Bal


Bal boğaz tahrişine ve ağrısına doğal şifadır. Enfeksiyonlar ile savaşan, antibakteriyel özelliği olan bal aynı zamanda yüksek sesle bağırmak veya uzun seminerler sonucu oluşan boğaz ağrılarının tedavisinde de etkilidir. Ayrıca boğaz mukozasında ozmos etkisi yaparak orada şişmeye sebep olan ödemi de çekerek ağrı ile birlikte şişmelerin de geçmesini sağlar. Bunun için 1 bardak ılık suya 1 yemek kaşığı bal ekleyerek için. Sevdiğiniz bitki çayına da(nane, ıhlamur vs) bal katarak içebilirsiniz.


Zerdeçal


Zerdeçal güçlü antiseptik ve anti-inflamatuar özelliklere sahip etkili bir boğaz ağrı kesicidir ve boğaz tahrişini de giderir. 1 çay kaşığı toz zerdeçalı 1 bardak ılık suya katın ve gün boyu 3-4 bardak olarak tüketin. Diğer bir uygulama; 1 bardak ılık sütün içine, 1 çay kaşığı zerdeçal ve az pul biber ilave edin. Bu karışımı gece yatmadan önce için. Ayriyeten; 1 bardak ılık suya 1 tatlı kaşığı zerdeçal ve 1 çay kaşığı tuz katarak karıştırın. Bu karışım ile gargara yapın. Bu da boğaz ağrılarından kurtulmanızı sağlayacak etkili bir gargara yöntemidir.


CENNET YOLCUSU İNSAN

 İşte Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu sorulara cevap veriyor. 

Bediüzzaman mealen diyor ki: Sen bazı yönlerden fenaya gittiğin zaman, Hâlık-ı Rahman-ı Rahîm’in ilminde, yüksek nazarında, bilgisinde yok oluyor değilsin, fena buluyor değilsin.

Allah’ın ilminde ve yüksek nazarında var olman; buna iman etmen ve bunu iman cihetiyle hissetmen, sana varlık ve beka olarak yeter.

Nitekim senin için koca Cenneti hazırlayan O’ndan başkası değildir! Seni yaratan ve seni tanıyan Allah, senin damak tadına, zevk anlayışına ve huzur iklimine uygun şekilde ve senin için ebedî Cenneti hazırlamıştır!

Senin bekan için, ebedî yaşama hasretin için ebedî Cennet yeter! Nitekim Hâlık-ı Rahman-ı Rahîm ezelî ilim, ezelî görüş, sonsuz bilgi, sonsuz rahmet, sonsuz rıfk u şefkat sahibidir.

Bundandır ki, insan için, bütün hücrelerine sinmiş biçimde dayanılmaz ebediyet isteğine ve beka arzusuna karşı, dayanılmaz hicranına karşı, ebedî ve baki Cenneti hazırlamıştır.Cennet seni bekliyor.

ÖLMEK NE DEMEK ?

  İnsan imanda ne yüksek varlık olduğunu, Allah’a yönelişte ne sonsuz hayat müjdesi gizlendiğini, Allah’ın rızasında ne erişilmez saadet bulunduğunu bir bilse, bir bilse, bir bilse...

Hiç imana karşı öyle kayıtsız kalabilir mi? Hiç Allah’a karşı böyle duyarsız davranabilir mi? Hiç Allah’ın emirlerine karşı böyle umursamaz olabilir mi? Hiç Allah’ın rahmetine karşı böyle ilgisiz bulunabilir mi?

Öyle ki ölümle insan fenaya, yok olmaya, mahvolmaya, çürümeye, erimeye, bozulmaya, dağılmaya, yani ölüme gitmiyor.

Ölüm hiçbir şekilde dağılmak ve bozulmak değildir. Ölüm insanı sadece dünyadan koparıyor; hayattan değil, gençlikten değil, saadetten değil, rahmetten değil! İnsan için dünyadan ayrılmak neden yok olmak olsun?

HAYAT YENİ BİR BİÇİMDE DEVAM EDİYOR  

Unutmamalıdır ki insan cisim itibariyle her sene değişmekte, her sene başkalaşmakta, her sene vücudunun yapı taşı olan hücrelerini bir yandan atarken, diğer yandan tazelemektedir. Bu bir yok oluş süreci değil, bir yenilenmek ve tazelenmek sürecidir. Yaratılış faaliyetinin devam edişidir. Kudretin insanı ilmek ilmek işlemesi ve yeni hayatlara mazhar kılmasıdır.

Bir gün gelip vücut elbisesi birdenbire ruhumuzdan boşanırsa veya ruhumuz bir et ve kemik kafesten ibaret olan cisim yuvasından çıkar giderse, yani ölüm dediğimiz şey başımıza gelirse biz yok mu olacağız? Fena mı bulacağız?

Cismimizin çürüyüp dağılması bizim de dağılmamız, çürümemiz ve hayatı terk etmemiz demek mi olacak?

Yoksa hayat yeni bir tarz ve yeni bir biçimde devam mı edecek?


ÖLÜME HAZIR OLMAK

 Dünya hemen her bakımından insanı yiyip söndürmeye ve soldurmaya hazır bir potansiyele sahiptir.

Üzerindeki fena damgası, insanı durmadan hırpalamaktadır.

İnsan âcizdir, yalnızdır, kimsesizdir. Bu fena canavarına karşı çaresizdir.

Oysa “Allah’a İman” gibi bir güç kaynağı insanın yanı başında hazır durmaktadır.

İnsan el verdiğinde elinden tutacak, gönül verdiğinde gönlünü sonsuz şekilde kavrayacak bu iman aydınlığı ile bilir ki, Allah kendisine şah damarından daha yakındır.

İnsan tek bir yönelişle, tek bir niyetle ve katıksız bir samimiyetle Allah’a iman nuruna kavuşabilir ve artık fena canavarının can yakıcı darbesine maruz kalmaktan kurtulabilir.

Aksi takdirde, yarının yokluk, ölüm ve ayrılık taşlarıyla örülü yolları, insanı her gün yıkmakta, her gün soldurmakta, her gün ölmeden öldürmektedir.

Varlıktan kopma düşüncesi dayanılmaz bir keder halinde insanoğlunun her gün gözünü karartmakta, her gün yüreğini yakmaktadır. İnsanı ölmeden öldüren şey, imansızlıktır.


KOMPLEKS NEDİR ?

 Kompleksler (Aşağılık kompleksi)

Küçük yaşlarda karşılaşılan çeşitli olaylar, korkular, kızgınlıklar, üzüntüler, travmalar yaratabilir. Aynı olaylar tekrarlanır veya yaraları tedavi edilmez ise bıraktıkları izler bilinçaltımıza yerleşir. Hayatımıza kompleksler olarak yansımaya başlarlar. Bunların en zor tedavi edileni aşağılık kompleksidir.

Aşağılık kompleksi insanları esareti altına alır, ama onlar kendilerini öyle bir büyüklük duygusuna kaptırmışlardır ki kesinlikle ne kendilerinin, ne kusurlarının farkında değildirler. Tek çabaları kendi büyüklerini kanıtlamak, diğer insanları küçülterek üzerlerinde etkinlik kurmaya çalışmaktır.

Geçmiş yıllarda bir hizmet kuruluşunda genç emekli bir beyle birlikte çalışmıştım. Tepeden tırnağa komplekslere bürünmüş biriydi. Kendini mağlup bir insan olarak görür, hak ettiği yerlere ulaşamadığını iddia eder ve buna sebep olarak her gün ayrı bir insanı suçlardı. Müthiş bir aşağılık duygusu içindeydi. Dernek üyelerinden başarılı gördüğü her insanın düşmanıydı sanki. Onlarla alay etmek, zora sokmak, küçük düşürmek için can atardı. Dernekte haftada bir kez toplanırdık. Her toplantıya özel fıkralar, anekdotlar hazırlayarak gelirdi. Her hafta başarılı gördüğü bir insanı iğnelemeye, yaralamaya çalışırdı. Bilinçli olarak fırsatlar yaratır, içindeki zehri insanların üzerine boşaltırdı. Çevresini inciterek, küçülterek büyüdüğünü, tatmin olduğunu zannederdi. Çok uzun süre dayanamadı dernekte, küçüldü, küçüldü, yapayalnız kaldı ve ayrıldı, gitti…

Aşağılama alışkanlığı uzun yıllar biriken başarısızlıkların, yenilgilerin, ezilmişliklerin dışa yansımasıdır. İçten içe biriken olumsuz duygularla beslenir. En büyük gıdası ise kıskançlıktır. Aşağılama alışkanlığı olan insanlara güvenilmez, sır verilmez, öğrendikleri en ufak bir zaafı bile sizi topluluk önünde mahcup etmek veya küçük düşürmek için silah olarak kullanabilirler. Etrafta kusur aramaktan kendilerine bakacak halleri kalmaz. Aşağılık komplekslerini tatmin edebilmek için her yola başvurabilir, her türlü aşağılığı çekinmeden yapabilirler.

Aşağılık kompleksinin oluşmasındaki en büyük etken sevgisizliktir. Size verebilecekleri zararlardan kurtulmak için birlikte yaşamak zorunda olduğunuz bu tip insanlara kızmak, gücenmek, onların yaptığı gibi aşağılamak yerine, siz esirgemez olunuz. Onları sevginizle güçlendiriniz; sevilmeye değer oldukları duygusunu veriniz. Kendi değerlerine güvenmelerini ve inanmalarını sağlayınız.