6 Eylül 2026 Pazar

İNSAN BİR YOLCUDUR

 İnsan bir yolcudur.

Çocukluktan gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa; ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre ve haşirden ebedî hayata doğru yolculuğu devam eder.

İnsana hem dünya hem de âhiret yolculuğu için gerekli olan nimetleri veren Mâlikü'l-Mülk'tür. Fakat insan çoğu zaman, kendisine verilen imkânların tamamını geçici dünya hayatına harcar.

Oysa burada çok önemli bir ölçü veriliyor:

“Lâekal onda biri dünyevî hayata, dokuzu hayat-ı bâkiyeye sarfetmek gerektir.”

Ardından yirmi dört saatlik gün üzerinden çok düşündürücü bir misal veriliyor. Bir memur, birkaç memlekette kullanmak üzere yirmi dört lira harcırah alsa ve ilk gittiği yerde bunun yirmi üç lirasını harcasa, geriye kalan yerlerde ne yapabilir?

İşte insanın ömrü de böyledir.

Dünya için saatlerce, günlerce vakit ayırırken; ebedî hayatımız için en azından bir saati beş vakit namaza ayırmak, insanın aklı ve kulluk şuuruyla bağdaşan bir tercih olarak gösteriliyor.

Ve metnin sonunda çok etkileyici bir ikaz geliyor:

“Dünyada paşa, âhirette geda olmasın!”

Dünyada makam, servet ve rahatlık peşinde koşarken insanın asıl ve ebedî hayatını ihmal etmemesi gerektiğini hatırlatıyor.

Bugünün sözü:

🌹 Dünya için ayırdığın vakit geçer;

Allah için ayırdığın vakit ise ebediyet yolunda sermayen olur.

Mesnevî-i Nuriye – 223

5 Eylül 2026 Cumartesi

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN

 Rafet Özcan

🌹 Hoş Geldiniz

Sevgi Çiçeklerine Nurdan Damlalar, insanın kendisini, Rabbini, dünyayı ve âhireti yeniden düşünmesine vesile olacak sözlerin ve yazıların gönül sayfasıdır.

Burada bazen bir cümle düşündürecek, bazen bir hakikat sarsacak, bazen de küçük bir sevgi sözü gönlümüze ışık olacaktır.

Çünkü güzel söz, güzel bir kalbin çiçeğidir

🌹. Gönül Bahçemize Ne Ekiyoruz?

Her söz bir tohumdur.

Her davranış bir tohumdur.

Her iyilik bir tohumdur.

İnsan kendi gönül bahçesine ne ekerse, gün gelir onun meyvesini toplar.

Öyleyse kin yerine sevgiyi, kırgınlık yerine affı, kötülük yerine iyiliği ekelim.

Çünkü hayatın sonunda bize sorulacak en güzel sorulardan biri belki de şudur:

“Gönül bahçende ne yetiştirdin?”

🌹 “Sevgi ekelim ki geride çiçekler bırakalım.”

🌹 Blogumuzun yeni sloganı

“Her yazı bir damla…

Her damla bir hakikat…

Her hakikat gönül bahçesinde bir çiçek…”

“Gönül bir bahçedir; sevgiyle sulanır, güzel sözlerle yeşerir, imanla çiçek açar.”

Ana Menü:

🏠 Ana Sayfa | 🌹 Sevgi Çiçekleri | 💧 Nurdan Damlalar | 📖 Hikmet | 🌿 Gönül Bahçesi | 🤲 Dua | ✍️ Rafet 

BUZ ÜSTÜNDE YÜRÜMEK ÇOK ZORDUR

 Remz 

   Arkadaş! Küfür yolunda yürümek, buzlar üzerinde yürümekten daha zahmetli ve daha tehlikelidir. İman yolu ise, suda, havada, ziyada yürümek ve yüzmek gibi pek kolay ve zahmetsizdir. Meselâ: Bir insan, gövdesinin cihat-ı sittesini güneşlendirmek istediği zaman, ya bir Mevlevî gibi dönerek gövdesinin her tarafını güneşe karşı getirir veya güneşi o mesafe-i baîdeden celb ile gövdesinin etrafında döndürecektir. Birinci şık, tevhidin kolaylığına misaldir. İkincisi de, küfrün zahmetlerine misaldir.

   Sual: 

   Şirk bu kadar zahmetli olduğu halde ne için kâfirler kabul ediyorlar?

   Cevab: 

   Kasden ve bizzât kimse küfrü kabul etmez. Yalnız şirk heva-i nefislerine yapışır. Onlar da içine düşer; mülevves, pis olurlar. Ondan çıkması müşkilleşir. İman ise, kasden ve bizzât takib ve kabul edilmekle kalbin içine bırakılır.

Mesnevi-i Nuriye - 78

4 Eylül 2026 Cuma

KENDİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR

 Allah’ı bulan neyi kaybeder, Allah’ı kaybeden neyi bulur?

İnsan, arayıp öğrenmek için yaratılmış bir varlıktır.
Kimi zaman dünyayı arar, kimi zaman huzuru…
Ama en büyük arayış, hakikati bulma yolculuğudur.

Allah’ı bulan neyi kaybeder?

O,korkularını kaybeder.
Yalnızlık hissini kaybeder.
Geçici olana aşırı bağlılığını kaybeder.
Çünkü bilir ki, her şeyin sahibi var ve her şey O’nun izniyle olur.

Kalbi huzur bulur, yükleri hafifler.
Dünya artık bir yük değil, bir emanet olur.

Peki Allah’ı kaybeden neyi bulur?

Görünürde çok şey bulur…
Mal bulur, makam bulur, şöhret bulur.
Ama kalbinde bir boşluk taşır.

Ne kazansa yetmez,
neye sahip olsa tamamlanmaz.
Çünkü asıl olanı kaybetmiştir.

Hakikatte o, huzuru kaybeder,
anlamı kaybeder, yönünü kaybeder.

Demek ki mesele, çok şeye sahip olmak değil;
doğru olanı bulmaktır.

Allah’ı bulan, kaybetse de kazanır.
Allah’ı kaybeden ise kazansa da kaybeder.

Hz.Ali, "Kendini bilen Rabbini bilir" diyerek bu hakikati veciz bir şekilde ifade etmiştir

Kendini bilenin yolu aydınlanır;
Rabbini bulan ise kendini bulur.

NAMAZ BİR BİLETTİR

 İnsan bir yolcudur. Yolculuğu ruhlar âleminden başlar. Çocukluk, gençlik, ihtiyarlık, kabir ve haşirde devam eder. Ebedi âlem, varması gereken menzil ve duraktır. Bu menzillerin her birisinin kendine mahsus vasıtaları vardır. Son menzile varıncaya kadar değişik vasıtalarla yolculuğuna devam etmek durumundadır. Ruhlar alemindeki vasıta farklıdır, dünyadaki farklıdır, kabirdeki ve haşirdeki farklıdır.

Farklı âlemlerdeki vasıtalara rahat ve zahmetsiz binebilmek için bir bilete ihtiyaç vardır. Bu bilet öyle olmalı ki, her vasıtada geçerli olsun. Yol masraflarını tedarik edebilsin. Yoldaki tehlikelerden koruyabilsin.

“Namaz dinin direğidir.” (Tirmizî, İmân: 8)

Bu Hadis-i Şerife göre dinin ana direklerinden birisi namazdır. Bu uzun yolculuğunda insanın en önemli bileti namaz olacaktır. Çatıyı ayakta tutacak olan direklerdir. Namaz ise bu çatıyı ayakta tutan direktir. Namaz, günde beş defa Allah ile beraber olmaktır, onun huzuruna çıkmaktır.

İnsan uzun bir yolculuğa çıkmıştır. Yirmi dört altın kıymetinde yirmi dört saat günlük zamanı vardır. Beş vakit namaz için abdesti ile birlikte bir saat yeterlidir. O ömür yolculuğunda bir saati bir seccadenin üstüne atmak lazımdır. Yoksa o uzun yolculukta, aç, susuz, yayan ve yalnız kalmaya; sahibinden kaçan bir köle olarak Rabbinin huzuruna kelepçelenmiş şekilde gelmeye mahkum olacaktır.

“O seyahat ise; kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur. Amele göre, takvâ kuvvetine göre o uzun yolu mütefâvit derecede kat’ ederler. Bir kısım ehl-i takvâ, berk gibi, bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da, hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat’ eder. Kur’ân-ı Azîmüşşan şu hakikate iki âyetiyle işaret eder.

 Namaz, Akıl ve Hikmet 

“O bilet ise namazdır. Birtek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba, yirmi üç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarf eden ve o uzun hayat-ı ebediyeye birtek saatini sarf etmeyen ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder! Zîrâ, bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek, akıl kabul ederse -halbuki, kazanç ihtimâli binde birdir- sonra yirmi dörtten bir malını yüzde doksan dokuz ihtimâl ile kazancı musaddak bir hazîne-i ebediyeye vermemek, ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?

“Halbuki, namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem, cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem, namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu sûrette bütün sermâye-i ömrünü âhirete mal edebilir. Fânî ömrünü bir cihette ibkà eder.” (Sözler, s. 27)

🌹 SEVGİ ÇİÇEKLERİNE NURDAN DAMLALAR

Rafet Özcan

“Gönül bir bahçedir; sevgiyle sulanır, güzel sözlerle yeşerir, imanla çiçek açar.”

Ana Menü:

🏠 Ana Sayfa | 🌹 Sevgi Çiçekleri | 💧 Nurdan Damlalar | 📖 Hikmet | 🌿 Gönül Bahçesi | 🤲 Dua | ✍️ Rafet Özcan

🌹 Hoş Geldiniz

Sevgi Çiçeklerine Nurdan Damlalar, insanın kendisini, Rabbini, dünyayı ve âhireti yeniden düşünmesine vesile olacak sözlerin ve yazıların gönül sayfasıdır.

Burada bazen bir cümle düşündürecek, bazen bir hakikat sarsacak, bazen de küçük bir sevgi sözü gönlümüze ışık olacaktır.

Çünkü güzel söz, güzel bir kalbin çiçeğidir.

💧 İLK 10 YAZI

1. 🌹 Sevgiyle Açan Gönüller

İnsan, sevildiğini hissettiğinde güzelleşir. Bir tebessüm, bir güzel söz, bir hâl hatır sorma bazen bir insanın bütün gününü değiştirebilir.

Sevgi büyük sözlerden önce küçük davranışlarda kendini gösterir.

Bir gönlü kırmamak, bir yetimin başını okşamak, yaşlı bir insanın elini tutmak, dertli olanın yanında bulunmak...

Bunların her biri gönül bahçesine bırakılmış birer sevgi çiçeğidir.

“Gönüller fethedilmeden şehirler fethedilse neye yarar?”

2. 💧 Nurdan Bir Damla: Güzel Söz

Bazen insanın elinden hiçbir şey gelmez.

Ne maddî yardım yapabilir ne de büyük bir iyilik...

Ama güzel bir söz söyleyebilir.

Bir “Allah razı olsun”, bir “Yanındayım”, bir “Üzülme” demek bile gönülde iz bırakabilir.

Sözler vardır, söylenir ve unutulur.

Sözler vardır, yıllar geçse de insanın gönlünde yaşamaya devam eder.

“Dilinden çıkan söz, başkasının gönlünde ya yara olur ya da merhem.”

3. 🌿 Kendini Oku

İnsan çoğu zaman dış dünyayı okumaya çalışır.

İnsanları tanır, şehirleri tanır, kitapları okur, dünyayı anlamaya çalışır.

Fakat asıl okunması gereken kitaplardan biri insanın kendi nefsidir.

Kendi kusurunu görebilen insan başkasının kusuruna daha az takılır.

Kendi aczini bilen insan kibirlenmez.

Kendisini tanıyan insan Rabbini tanımaya giden yolda önemli bir adım atmış olur.

“Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku...”

4. 🕊️ Dünya Bir Misafirhanedir

Dünya bize aitmiş gibi yaşarız.

Evler yaparız, mallar biriktiririz, makamların peşinden koşarız.

Sonra bir gün anlarız ki insan dünyada misafir gibidir.

Geldiğimiz gibi gideriz.

Geride bıraktığımız şeylerden çok, beraberimizde götürdüğümüz iyilikler önemlidir.

“Dünya bir durak; asıl yolculuk ebediyete...”

5. ⚖️ Savaşın Galibi Olur mu?

Savaşın kazananı kimdir?

Bir taraf diğerinden daha fazla toprak kazanabilir.

Bir devlet diğerine üstün gelebilir.

Ama geride annesini kaybetmiş çocuklar, evladını kaybetmiş babalar, yuvasını kaybetmiş insanlar kalıyorsa...

İnsanlık ne kazanmıştır?

Savaş bazen bir tarafın zaferi, insanlığın ise kaybıdır.

“Savaşın galibi olabilir; fakat savaşın bıraktığı acının galibi yoktur.”

6. 🤲 Allah'ı Bulan Neyi Kaybeder?

İnsan dünyada çok şey kaybedebilir.

Malını, makamını, şöhretini, hatta bazen en sevdiklerini...

Fakat gönlünde Allah varsa, bütün kayıpların içinde bir teselli kapısı vardır.

Peki Allah'ı kaybeden neyi bulur?

Dünya onun olsa bile gönlünde huzur yoksa, sahip oldukları neye yarar?

“Allah'ı bulan neyi kaybeder; Allah'ı kaybeden neyi bulur?”

7. 🌹 Bir Gönül Kırmamak

Bir kalbi kırmak bazen bir saniye sürer.

Fakat o kırgınlığın tamiri yıllar sürebilir.

Bu yüzden insan konuşmadan önce düşünmeli:

Söyleyeceğim söz karşımdakini yükseltecek mi, yoksa incitecek mi?

Çünkü dil küçük, fakat yaptığı yara büyük olabilir.

“Gönül kırmak kolaydır; gönül yapmak ise bir ömürlük güzelliktir.”

8. 🌙 Ecel ve Kabir

İnsan ölümden kaçmayı düşünür.

Fakat ölüm, insanın düşünmesiyle ortadan kalkmaz.

Her doğan büyür, her büyüyen yaşlanır ve her canlı ölümle karşılaşır.

Öyleyse asıl mesele ölümü unutmak değil, ona hazırlanarak yaşamaktır.

Dünya hayatı geçicidir.

Ebedî hayat için yapılan hazırlık ise insanın en büyük sermayesidir.

“Ecel insanı bekler; insan ise ecele hazırlıklı yaşamalıdır.”

9. 🌿 İyilik Kaybolmaz

Bir iyilik yaptığımızda hemen karşılığını görmek isteyebiliriz.

Teşekkür bekleriz.

Takdir bekleriz.

Bazen de yaptığımız iyilik hiç görülmez.

Ama iyilik, insanların görmesi için yapılmıyorsa zaten değeri başkadır.

Görmeyen gözler olabilir; fakat hiçbir iyilik boşa gitmez.

“İyilik yap, denize at; gören görmese de gören vardır.”

10. 🕯️ Geride Ne Bırakacağız?

Bir gün bu dünyadan ayrılacağız.

Arkamızdan insanlar ne söyleyecek?

“Çok malı vardı” mı?

“Büyük makamı vardı” mı?

Yoksa:

“İyi insandı. Kimseyi incitmezdi. Bir gönle dokundu. Bir yetimin duasını aldı.”

mı diyecekler?

İnsan dünyadan giderken yanında servetini değil, amelini ve bıraktığı güzel izleri götürür.

“İnsanın dünyadaki en güzel mirası, arkasında bıraktığı hayırdır.”

3 Eylül 2026 Perşembe

HUSUSİ VAKİTLERİN HUSUSİ MÜKAFATLARI

    Meselâ, "Kim iki rek'at namazı filan vakitte kılsa, bir hac kadardır." İşte iki rek'at namaz bazı vakitte bir hacca mukabil geldiği hakikattır. Herbir iki rek'at namazda bu mana külliyet ile mümkündür. Demek şu nevideki rivayetler, vukuu bilfiil daimî ve küllî değil. Zira kabulün madem şartları vardır, külliyet ve daimîlikten çıkar. Belki ya bilfiil muvakkattır, mutlaktır veyahut mümkinedir, külliyedir. Demek şu nevi ehadîsteki külliyet ise, imkân itibariyledir. Meselâ: "Gıybet, katil gibidir." Demek gıybette öyle bir ferd bulunur ki, katil gibi bir zehr-i kàtilden daha muzırdır. Meselâ: "Bir güzel söz, bir abdi âzad etmek gibi bir sadaka-i azîmenin yerine geçer." Şimdi tergib ve teşvik için o mübhem ferd-i mükemmel, mutlak bir surette her yerde bulunmasının imkânını, vaki' bir surette göstermekle hayra şevki ve şerden nefreti tahrik etmektir. Hem de şu âlemin mikyasıyla âlem-i ebedînin şeyleri tartılmaz. Buranın en büyüğü, oranın en küçüğüne muvazi gelemez. Sevab-ı a'mal o âleme baktığı için, dünyevî nazarımız ona dar geliyor. Aklımıza sığıştıramıyoruz. 

Sözler - 347