19 Haziran 2026 Cuma

İMAN KULAĞI

  İ'lem Eyyühel-Aziz! 

   İnsanı fıtraten bütün hayvanlara tefevvuk ettiren câmiiyetinin meziyetlerinden biri, zevilhayatın Vâhibü'l-Hayat'a olan tahiyye ve tesbihlerini fehmetmektir. Yani insan kendi kelâmını fehmettiği gibi, iman kulağıyla zevilhayatın da, belki cemadatın da bütün tesbihlerini fehmeder. Demek her şey sağır adam gibi yalnız kendi kelâmını anlar. İnsan ise, bütün mevcudatın lisanlarıyla tekellüm ettikleri esma-i hüsnanın delillerini fehmeder. Binaenaleyh herşeyin kıymeti, kendisine göre cüz'îdir. İnsanın kıymeti ise küllîdir. Demek bir insan, bir ferd iken bir nevi gibi olur.

Mesnevi-i Nuriye - 212

GÜZEL VE ÇİRKİN

  İ'lem Eyyühel-Aziz! 

   Tabiatları latîf, ince ve latîf san'atlara meftun bazı insanlar, bilhâssa has bahçelerinde pek güzel hendesevari bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler. Ve o letafetin, o güzelliğin derecesini göstermek için bazı çirkin kaya, kaba, gayr-ı muntazam -mağara ve dağ heykelleri gibi- şeyleri de ilâve ediyorlar ki, onların çirkinliğiyle, adem-i intizamıyla bahçenin güzelliği, letafeti fazlaca parlasın. Çünki

اِنَّمَا الْاَشْيَٓاءُ تُعْرَفُ بِاَضْدَادِهَا

Lâkin müdakkik bir kimse, o ezdadı cem'eden bahçenin manzarasına baktığı zaman anlar ki, o çirkin kaba şeyler kasden yapılmıştır ki; güzellik, intizam, letafet artsın. Zira güzelin güzelliğini arttıran, çirkinin çirkinliğidir. Demek bahçenin tam intizamını ikmal eden, o çirkinlerdir. Ve o çirkinlerin adem-i intizamı nisbetinde bahçenin intizamı artar.

   Kezalik dünya bahçesinde nizam ve intizamın son sisteminde bulunan mahlukat ve masnuat arasında -hayvanlarda olsun, nebatatta olsun, cemadatta olsun- bazı çirkin, intizamdan hariç şeyler bulunur. Bunların çirkinliği, intizamsızlıkları, dünya bahçesinin güzelliğine, intizamına bir zînet, bir süs olmak üzere Sâni'-i Hakîm tarafından kasden yapılmış olduğunu, pek yüksek, geniş, şâirane bir hayal ile dünyanın o bahçe manzarasını nazar altına alabilen adam görebilir.

   Maahâzâ, o gibi şeyler kasdî olmasaydı, şekillerinde hikmetli tehalüf olmazdı. Evet tehalüfte kasd ve ihtiyar vardır. Her insanın bütün insanlara sîmaca muhalefeti buna delildir.

Mesnevi-i Nuriye - 211

KALP GÖZÜ(BASİRET)

  İ'lem Eyyühel-Aziz! 

   Basar masnuatı görüp de, basiret Sâni'i görmezse çok garib ve pek çirkin düşer. Çünki o halde Sâni'in manen, kalben görünmemesi, ya basiretin fıkdanındandır veya kalb gözünün kör olmasındandır veya pek dar olduğundan mes'eleyi azametiyle kavramadığındandır. Veya bir hızlan'dır. Ve illâ Sâni'in inkârı, basarın şuhudunu inkârdan daha ziyade münkerdir.

Mesnevi-i Nuriye - 210

17 Haziran 2026 Çarşamba

ÂLLAH'A VE RASÜLÜNE İTAAT EDİN

 Cenâb-ı Hak buyuruyor: " Allah'a ve O'nun Rasûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabırlı olun. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir. " (el-Enfâl, 8/46).

Toplum düzeni birlik ve beraberlikle sağlanır. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde, birlik ve beraberlik içinde yaşamanın toplum hayatı bakımından ne kadar önemli olduğunu, birliğin temin edilememesi halinde sosyal bünyede nasıl huzursuzluklar çıkacağını toplumu bir insan vücûduna benzeterek anlatmak istemiştir. Bazı organları hasta olan bir insanın vücudu nasıl zayıf ve güçsüz düşerse; düşmanlıkların yaygınlaştığı,birlik ruhunun kaybolduğu toplumlar da öyle güçsüzleşirler. Bu da düşmanın işine yarar. Bunun için bir milleti yıkmak,isteyenler, önce, o milleti meydana getiren fertler arasında ayrılık tohumları ekerek onları birbirine düşürürler. Birlik ve beraberliklerini bozarlar. Maddî ve manevî güçlerini kardeşlerine karşı kullanan ve düşmanlarını unutanlar kolayca başkalarına yem olurlar. Bu gerçek öteden beri bilindiği için, dünyaya hükmetmiş nice büyük devletler, düşmanları tarafından önce içeriden parçalanmış, sonra yıkılıp tarihten silinmişlerdir. Cenâb-ı Hak yukarıdaki ayet-i kerimede bu değişmez gerçeği hatırlatmakta ve böyle bir akibete uğramamak için Allah'ın ve O'nun Peygamberi'nin emirleri çerçevesinde birlik ve beraberliğin korunmasını emretmektedir.

16 Haziran 2026 Salı

İNSANI HAYVANDAN AYIRAN ÖZELLİKLER

  İ'lem Eyyühel-Aziz! 

   İnsanı hayvandan ayıran şeylerden:

   Biri, mazi ve müstakbel ile alâkadar olmasıdır. Hayvan bu iki zamanı bihakkın düşünecek bir idrake mâlik değildir.

   İkincisi, gerek enfüsî, gerek âfâkî, yani dâhilî ve haricî şeylere taalluk eden idraki, küllî ve umumîdir.

   Üçüncüsü, inşaata lâzım olan mukaddemeleri keşf ve tertib etmektir. Meselâ: Bir evin yapılması için lâzım olan taş, ağaç, çimento misillü lüzumlu mukaddemeleri ihzar ve tertib etmek gibi.

   Binaenaleyh insanın en evvel ve en büyük vazifesi, tesbih ve tahmiddir. Evvelâ mazi, hal ve istikbal zamanlarında görmüş veya görecek nimetler lisanıyla, sonra nefsinde veya haricinde görmekte olduğu in'amlar lisanıyla, sonra mahlukatın yapmakta oldukları tesbihatı şehadet ve müşahede lisanıyla Sâni'i hamd ü sena etmektir.

Mesnevi-i Nuriye - 206

BİRBİRİMİZİ TANIMA VE YARDIMLAŞMA

  İkinci Mes'ele: 

   Şu âyet-i kerimenin işaret ettiği "tearüf ve teavün düsturu"nun beyanı için deriz ki: Nasılki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki; her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin.. tâ, o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakikî bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a'danın hücumundan masûn kalsın. Yoksa tefrik ve inkısam; bir bölük bir bölüğe karşı rekabet etsin, bir tabur bir tabura karşı muhasamet etsin, bir fırka bir fırkanın aksine hareket etsin değildir. Aynen öyle de: Heyet-i içtimaiye-i İslâmiye büyük bir ordudur, kabail ve tavaife inkısam edilmiş. Fakat binbir bir birler adedince cihet-i vahdetleri var. Hâlıkları bir, Rezzakları bir, Peygamberleri bir, kıbleleri bir, kitabları bir, vatanları bir, bir, bir, bir.. binler kadar bir, bir...

   İşte bu kadar bir, birler; uhuvveti, muhabbeti ve vahdeti iktiza ediyorlar. Demek kabail ve tavaife inkısam, şu âyetin ilân ettiği gibi, tearüf içindir, teavün içindir.. tenakür için değil, tahasum için değildir!..

Mektubat - 321

"BEN BİLİRİM"İN SONU İFLÂSTIR"

 İnsan yaratılış itibari ile çeşitli kabiliyetlerle d

onatılmış ve farklı farklı özelliklere sahiptir.Hiç bir insan kişilik ve kabiliyetler açısından birbirine benzemez.Tek yumurta ikizleri dahi kişilik ve yetenekler açısından farklılık arzeder.Onun için dünya işlerinde başarı, kişileri istidatları yönünde isdihtam ederek elde edilir. Yani kişi başarılı olduğu alanda görevlendirilmelidir.Salih olan kişi liyakatli olmadığı bir işe talip olmaması gerektiği gibi,bir işi bilmeyen bir kişiyi anlamadığı bir işe görevlendirmekte hem o insana hem de ülkeye verilecek en büyük zarardır. Bu nedenle adama iş değil, işe adam prensibiyle hareket eden, kurum ve kurluşlar, başarı ve kalkınmayı elde ederek ayakta kalır.

Çevremize bir göz attığımız da, işinin ehli olan kimseler  başarılı olmakla hem kendi hem de çalıştığı kuruluş kazanarak kâr elde edilip hayatta kalıp çalışma hayatını devam ettirirler.

Bu durum, ülke yönetimi içinde aynıdır.Kurum ve kurluşların başarısı liyakat ve işin ehli olanların isdihdamına bağlıdır.Tek adam otoriter sistemi ile yönetilen devletler ve  kurumlar ve devlet kuruluşları bugün olmasa dahi ileride sıkıntı yaşamaktadır.  Otoriter yönetim biçimi ile bir müddet ayakta kalsa bile uzun ömürlü olamamaktadır.Rey-i vahid istibdattır.Tek adamın tek düşüncesi ve tek görüşü zulme kapı açar.

Senelerce tek parti, tek adam ile yönetilen ülkelerin durumu, ortadadır.Kişiler otoriterleşip milleti köleleştirmişlerdir.Nice istidat ve kabiliyetler baskı ve otorite neticesi yok olmuştur.

Tek adam ise,ülkeyi geri bırakıp borç bataklığına  sokarak hem kendine hemde ülkesine büyük zarar vermişlerdir. Kendisi ise herşeyden anladığını sanan bir despot olarak başa bela olmuştur.İşte ülkemizin 1950 öncesi tek parti, tek adam dönemindeki hali ortada. Demokrasiye ve çok  Partili sisteme geçinceye  kadarki yıllarda yaşanan ekenomik ve siyasi durum.Hem zulüm, hem baskı, hem de tek tiplilik ve otoriterliktir.  Sonuç yasaklar ve inançsızlık sonucu uyuşuk bir nesil . Baştakilerin insanları kendilerine boyun eğdirip köleleştirdikleri haller.Rantçılık, tabiatçılık, maddecilik deizme ve  küfre giden yol.Bir başıboşluk ve fetret dönemi.Baştakilerin kendilerini güçlü görmeleri ya da öyle görülmeye başlanması.Sonra da ülkenin borç bataklığına sokularak iflası...Bu dünyanın her ülkesinde her hangi bir dönemde yaşanabilir ülkemizde de bu yönetimler değişik dönemlerde yaşanmış kısmı olarak günümüzde de yaşanmaktadır.Onun için

daha fazla maddi manevi zarara uğramamak için,hak hukuk adalet sistemi olan demokrasiyi ihya ederek, "Yeter söz milletin" diyelim.

Rafet Özcan

NİFAK VE ŞİKAK DEVİRLERİ...!

Ülke insanları senelerce yapılan mücadele ve gayretler sonucunda Kemalizm dikdatörlüğünden kurtulmaya çalışırken, ne yazık ki, millet daha  beter bir belaya uğradı. Önce liberalizm,şimdi de sivil iteatsizlik ve serbestlik devri diyerek serserilik yağmacılık ve başıboşluk iktidara hakim oldu .Tıpkı yağmurdan kaçarken  doluya tutulan insanın hali gibi.Bir otoriterden kurtulurken başka bir despot fecerelere boyun eğmiştir. Tek adamlar her devirde başa bela olmuşlar ve halkı inim inim inletmşlerdir. "Yeter söz milletin" diyelim. İnşallah hayılısı olur.Birlik beraberlik ve çalışma sonucu istenilen olur da ülkemize demokrasi yerleşir.Hak hukuk ve adalet güç kazanır,millet hem maddi hem manevi  kalkınma sağlar.

Rafet Özcan