28 Eylül 2026 Pazartesi

DEVLET HERKESE EŞİT DAVRANIR

 Evet. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri, devletin kişiler arasında keyfî ayrım yapmadan eşit davranmasıdır.

Ancak eşitlik, herkese her durumda aynı işlemi yapmak anlamına gelmez. Hukuken aynı durumda olanlara aynı kurallar uygulanmalı; farklı durumda olanlar için farklı muamele yapılacaksa bunun objektif ve hukuki bir gerekçesi olmalıdır.

Örneğin:

Suç işlememiş bir kişi, başkasının suçundan dolayı cezalandırılmamalıdır.

Akrabalık, makam, servet veya siyasi yakınlık kişiye ayrıcalık sağlamamalıdır.

Aynı hukuki durumda bulunan kişiler aynı kurallara tabi olmalıdır.

Devletin işlemleri kanuna, tarafsızlığa ve denetlenebilirliğe dayanmalıdır.

Bu anlayış “kanun önünde eşitlik” ve “suç ve cezaların şahsiliği” ilkeleriyle yakından bağlantılıdır.

Özetle:

Devletin adaleti, dostuna başka düşmanına başka ölçü kullanmak değil; herkese aynı hukuki ölçüyü uygulamaktır.

Kesinlikle, hukuk devleti açısından tarafsızlık ve masumiyet karinesi temel güvencelerdendir.

Tarafsızlık: Devlet ve yargı, kişilere veya gruplara yakınlık–uzaklık temelinde değil, hukuka ve somut delillere göre hareket etmelidir.

Masumiyet karinesi: Bir kişi, suçu hukuken kesinleşmiş bir kararla ortaya konuluncaya kadar masum kabul edilir.

Suçun şahsiliği: Hiç kimse başkasının fiilinden dolayı, kendi sorumluluğu ortaya konulmadan cezalandırılmamalıdır.

Eşitlik: Aynı hukuki durumda bulunan kişilere aynı hukuki ölçüler uygulanmalıdır.

Bunlar birlikte düşünüldüğünde önemli bir ilke ortaya çıkar:

“Adalet; kişiye göre değil, ilkeye göre uygulanır.

Suç şahsidir, masumiyet esastır, tarafsızlık şarttır.”

BAŞKASININ GÜNAHINI KİMSE YÜKLENMEZ

 Evet, hukukta temel ilke suçun şahsiliğidir: Bir kişi, kural olarak başka bir kişinin işlediği suçtan dolayı cezalandırılamaz.

Kur’an’daki temel ilke de bunu açıkça ifade eder:

“Hiçbir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez.”

(En‘âm, 6/164; ayrıca İsrâ, 17/15 ve Fâtır, 35/18)

Bu nedenle:

Bir babanın suçundan dolayı oğlu,

Bir eşin suçundan dolayı diğer eş,

Bir kardeşin suçundan dolayı diğer kardeş,

Bir yöneticinin suçundan dolayı ilgisiz bir çalışan

sırf yakınlığı veya akrabalığı nedeniyle suçlu kabul edilemez.

Ancak önemli bir ayrım var: Kişi başkasının suçuna kendi fiiliyle iştirak etmişse, artık “başkasının suçundan dolayı cezalandırılma” değil, kendi sorumluluğu söz konusu olur. Örneğin suça yardım eden veya ortak olan kişi, kendi eylemi nedeniyle sorumlu tutulabilir.

Kısaca:

“Suç şahsidir; sorumluluk da şahsidir.

Bir insanın suçu, masum bir başkasına yüklenemez.”

ASIL MUSİBET DİNİ MUSİBETTİR

 “Asıl musibet dine gelen musibettir” sözü, özellikle Risale-i Nur’daki yaklaşım içinde, insanın başına gelen maddî sıkıntılar ile iman ve din açısından uğranılan kaybın aynı şey olmadığını anlatır.

Ne demek?

İnsan hastalanabilir, malını kaybedebilir, makamını yitirebilir veya çeşitli sıkıntılar yaşayabilir. Bunlar dünyevî musibetlerdir ve geçicidir.

Fakat insanın imanının zedelenmesi, dinî değerlerinden uzaklaşması, günaha karşı duyarsızlaşması veya hakikatten kopması çok daha büyük bir kayıp olarak görülür. Çünkü maddî musibet dünya hayatını etkiler; dinî musibet ise insanın ebedî hayatını ilgilendirir.

Bu anlayış şöyle özetlenebilir:

Malın kaybı telafi edilebilir.

Makamın kaybı telafi edilebilir.

Sağlığın kaybı bile sabır ve tedaviyle karşılanabilir.

Fakat imanın ve hakikatin kaybı, insanın bütün hayatını ilgilendiren daha büyük bir musibettir.

Dolayısıyla söz, “Dünyevî sıkıntılar önemsizdir” demek değildir. Daha ziyade, musibetleri önem sırasına koyarken iman ve dinî hayatın korunmasının en önde gelmesi gerektiğini ifade eder.

ASIL MUSİBET NEDİR?

Malını kaybetmek bir musibettir…

Makamını kaybetmek bir musibettir…

Sağlığını kaybetmek bir musibettir…

Fakat dine ve imana gelen musibet,

insanın ebedî hayatını ilgilendirdiği için

çok daha büyük bir kayıptır.

Madde kaybedilir, yeniden kazanılabilir.

Makam kaybedilir, yeniden elde edilebilir.

Fakat iman kaybedilirse, kayıp çok daha büyüktür.

🌿 Asıl kazanç: İmanı korumaktır.

ÇEŞİTLİ İMTİHAN

 Madde ve makamla imtihan olmak, insanın sahip olduğu servet, güç, mevki ve itibarla sınanmasıdır.

İnsan bazen yoklukla değil, varlıkla imtihan olur. Para geldiğinde şükrediyor mu? Makam geldiğinde tevazusunu koruyor mu? Yetki eline geçtiğinde adaletten ayrılıyor mu?

Asıl mesele, madde ve makamın insanın elinde olması değil; kalbine girmemesidir.

“Makam yükseldikçe insan küçülmemeli;

mal çoğaldıkça gönül fakirleşmemeli.

Çünkü imtihan, sahip olduklarınla değil,

sahip olduklarının seni nasıl değiştirdiğiyle ilgilidir.”

Ölçü:

Malın sahibi olmak başka, malın esiri olmak başka;

makamı kullanmak başka, makamın insanı kullanması başkadır.

GÜZEL SÖZLER 5

 . İnsan kalbini ne ile doldurursa, hayatına da onun rengi yansır.

. Dünyanın yükünü hafifletmenin yolu, her şeyi sahiplenmekten değil, her şeyi emanet bilmektir.

. Gönül huzuru, dışarıdaki sessizlikten önce insanın içindeki teslimiyetle başlar.

. İnsan bazen bir kayıpla üzülür; fakat o kaybın kendisine ne kazandırdığını yıllar sonra anlar.

. Allah’a güvenen insan, geleceği bilmediği hâlde geleceğinden ümidini kesmez.

. Güzel söz gönle dokunur; güzel davranış ise gönülde iz bırakır.

. Bir insanın gerçek büyüklüğü, kendisinden küçüklere nasıl davrandığında ortaya çıkar.

. Affetmek, yapılanı doğru kabul etmek değil; kalbini kin yükünden kurtarmaktır.

. Herkesin görmediği bir mücadele vardır; bu yüzden kimseyi görünüşüne göre yargılama.

. İnsan başkasının hayatına bakarak kendi huzurunu ölçerse, elindeki nimetleri göremez.

. Şükür, nimeti çoğaltan bir bakış; sabır ise sıkıntıyı taşıtan bir güçtür.

. Dünya insanı kendine çağırır; vicdan ise insana nereye gittiğini hatırlatır.

. İnsan ne kadar konuşursa konuşsun, karakteri en çok zor zamanlarda konuşur.

. Bir gönlü kazanmak için bazen uzun cümlelere değil, samimi bir tebessüme ihtiyaç vardır.

. Geçmişin yükünü taşıyarak geleceğe yürünmez; dersini al, ibretini al ve yoluna devam et.

. Kalbini kıranlara rağmen güzel kalabilmek, insanın kendisine yaptığı en büyük iyiliklerden biridir.

. Dünyada bıraktığın en kıymetli miras, insanların seni hatırlarken yüzlerinde oluşan tebessümdür.

.i İinsan yalnız kaldığında kim olduğunu değil, Allah ile baş başa kaldığında kim olduğunu düşünmelidir.

. Ömrün uzunluğunu sen belirleyemezsin; fakat ömrünün güzelliğine katkıda bulunabilirsin.

. Sonunda herkes kendi yolculuğunun hesabını verecek; önemli olan, o yolculuğu hangi niyetle yürüdüğündür. 🌿

27 Eylül 2026 Pazar

HER ŞEYİN SAHİBİ ALLAH'TIR

 İslam'a göre, mal-mülk insan için bir imtihan vesilesidir ve bu dünyadaki servet, gerçek manada insanın değildir. Allah Resulü, malın sadece Allah yolunda harcandığında kişiye ait olduğunu, geriye kalanların ise vârislere kalacağını vurgulamıştır.

Mal konusunda insan dört gruba ayrılır:


1. Hem malı hem de ilmi olan ve bunları Allah’ın rızası doğrultusunda harcayan kişi. Bu kişi en yüksek mertebeye ulaşır.


2. İlmi olan ama malı olmayan, iyi niyet sahibi olan kişi. Malı olsaydı hayır yapacağını söyler ve niyetiyle aynı sevaba ulaşır.


3. Malı olup ilmi olmayan, servetini nefsine göre harcayan kişi. Bu kişi en kötü durumda olandır.


4. Ne malı ne ilmi olan, sefihlere özenen kişi. O da niyetiyle günaha ortak olur.


 MAL DA, MÜLK DE, ALLAH'INDIR.

İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir keresinde,

"Hanginiz, vârisinin malını kendi malından daha çok sever?" diye sordu. Cemaat:

"Ey Allah'ın Resûlü, içimizde, herkes kendi malını vârisinin malından daha çok sever" dediler. Bunun üzerine:

"Öyleyse şunu bilin: Kişinin gerçek malı hayatında gönderdiğidir. Geriye koyduğu da vârislerinin malıdır."

Abdullah İbnu'ş-Şihhîr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Elhâkümü'ttekâsür sûresini okurken yanına geldim. Bana:

"İnsanoğlu malım malım der. Halbuki âdem-oğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip gönderdiğinden başka kendisinin olan neyi var? (Gerisini ölümle terkeder ve insanlara bırakır.)"

Şunu unutmayalım,

Yunus'un dediği gibi;

"Mal sahibi mülk sahibi,

Hani bunun ilk sahibi?

Mal da yalan, mülk de yalan,

Var biraz da, sen oyalan".

O halde, Malın da mülkün de, gerçek sahibi Allah'tır.Bizler ise her an bize verilen emanetler ile imtihan oluyoruz.


Netice olarak, mal ve mülk gerçek manada Allah’a aittir ve insana sadece bir emanet olarak verilmiştir. İnsan, bu emanetleri nasıl kullandığıyla imtihan edilir. Yunus Emre’nin sözleri de bu hakikati güzel bir şekilde ifade eder: Mal da yalan, mülk de yalan; bu dünyada insan sadece bir müddet oyalanmaktadır.


Her şeyin sahibi Allah'tır ve insan, dünya nimetlerini sadece O’nun rızası doğrultusunda kullanarak gerçek başarıya ulaşabilir.


Rafet Özcan

GÜZEL SÖZLER 4

 . Gönül kırmak kolaydır; fakat bir gönülde yeniden güven inşa etmek sabır ister.

. Şükreden insan, sahip olduklarının sayısını değil, kıymetini görmeye başlar.

. İnsan bazen cevabı uzaklarda arar; hâlbuki huzurun kapısı kendi kalbinden açılır.

. Sabır, beklemek değil; beklerken Rabbine olan güvenini kaybetmemektir.

. Güzel ahlâk, insanın söylediklerinden önce davranışlarında görünür.

. Bir iyiliği kimse görmese de Allah görüyorsa, o iyilik yeterince şahittir.

. Kalbine kin yerleştiren, başkasını değil önce kendini yorar.

. İnsan herkesi memnun edemez; fakat kimseyi incitmemeye gayret edebilir.

. Bazen susmak yenilmek değildir; kalbi gereksiz bir tartışmadan korumaktır.

. En güzel dua, dilin söylediği değil; hayatın doğruladığı duadır.

. İnsan sahip olduklarını kaybettiğinde değil, onların emanet olduğunu unuttuğunda fakirleşir.

. Huzur, hayatın hiç sıkıntısız olması değil; sıkıntının içinde de Allah’a güvenebilmektir.

. Geçmiş dersindir, bugün imtihanındır, yarın ise Rabbine bırakılmış bir emanettir.

. Başkasının kusurunu görmek kolaydır; kendi nefsinin kusurunu görmek ise cesaret ister.

. Kalbin Allah’a bağlıysa, hayatın değişse bile istikametini kaybetmezsin.

. İyilik bazen bir söz, bazen bir tebessüm, bazen de kimsenin bilmediği bir fedakârlıktır.

. Dünyanın verdiği huzur geçici olabilir; Allah’a teslimiyetin verdiği huzur ise kalbe yön verir.

. İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, kendisini taşıyan toprağı unutmamalıdır.

. Bir gün geriye baktığında, en çok kazandıklarını değil; kimlere fayda olduğunu hatırlaman dileğiyle yaşa.

. Ömür kısa olabilir; fakat güzel bir hayatın bıraktığı iz uzun süre devam eder. 🌿