6 Mayıs 2025 Salı

NASIL BİR ANNE BABA OLMALIYIZ ?

 Hadis-i şerifler bize nasıl birer anne baba olmamız gerektiği ile ilgili bilgiler vermektedir. Nitekim şu hadis-i şerif konuyla ilgili dikkat çekicidir. “Hayırlı bir beyden çocukları ve eşi köşe bucak kaçmaz.” Hadis-i Şerif.

Sefih medeniyetin etkisi ki, güçlü olan haklıdır gereği, ebeveyn de bu yanlış tutumun küçük versiyonunu ailede yaşatmaktadır. Etkim var, yetkim var, imkânım var, gücüm var anlayışıyla hareket edildiğinde, sanki çocuk ve genç üzerinde yanlış tutumların başlamasına sebebiyet vermektedir.

Yani kabul edelim ki, dayak birden başlayan bir şey değildir. Mutlaka o noktaya gelinceye kadar bir altyapı oluşmuştur.

İşte özellikle evin büyüğünün bu süreci iyi okuyarak, ilişkileri, konuşmaları, davranışları bu noktaya getirmemesi beklenir. Bu noktada genelde ilk adımlar büyükler tarafından atılmaya başlanıyor. Sonra  ise, artık bu bir değişik iletişim biçimine dönüşür ki, elbette çocuk için de genç için de bir tarz bir iletişim biçimi olmaya başlıyordur.

En dikkat çekeni de, fizikî şiddete gelmeden mutlaka bu sürecin bir sözlü gerçekleşen hakaretler, tahkirler, küçük düşürücü sözcükler, dışlayıcı mimikler gibi bir karşıdaki bireye kendini olumsuz etkileyici bir sürecin yaşanması vardır. Yani artık ağır sözcükler de sıraya girmeye başladıklarında arkasından böyle bir güç gösterisinin geleceği kaçınılmaz olacaktır.

Ama yaşananlar ne olursa olsun geri adımlar, yaşananların izlerini ortadan kaldırma ve olumlu bir süreci başlatma gibi durumlar her zaman için geçerlidir. Burada olumsuz iletişimin müsebbibi kimse, bu adımları atması mümkündür.

Bir de tabiî böyle bir süreçte kendini savunmalar, hatalarını ört bas etmeler, haklı göstermeler, yani yaptığı yanlışa bahaneler aranabilir ve bulunabilir. Ama bahaneler ne olursa olsun, bozulan iletişim için hiçbir gerekçe süreci haklı göstermez.

Evet, yaşananlar ne olursa olsun, yeni sayfalar açmak her zaman için mümkündür. Ama burada esas olan şeyin, samimî pişmanlık ve yaşananlardan ciddî nedameti karşı tarafa hissettirmek ve ondan ciddî anlamda özür dilemek gerekir. Burada aslında her şeyi çok net konuşmak sağlıklıdır. Ama konuşma aşamasına da getirmek önemlidir.

Evlerin bereket direkleri, rahmet vesileleri ve belâ ve musîbetleri defeden adeta ailenin paratonerleri olan büyükler modellik olma özelliklerini hiçbir zaman yitirmemeleri gerekmektedir.

Tabiî bir o kadar evlerin bir nimetleri de Allah’ın aileye birer emanet olarak verdiği evlâtlardır. Onların yetişmesi, edepli, ahlâklı bireyler olmaları oldukça önemlidir. Bunun için de öncelikle aile büyüklerine sorumluluklar düşmektedir. Yani anne babanın güzel bir model olması, gençler ile anne baba arasındaki ilişkileri olumlu etkilediği gibi, gençler için de bu tutumlar bir örnek alınacak tutumlar olarak dünyalarında yer edecektir.

Elbette böyle bir anne babaya karşı evlâtlarında hayranlık uyanacak ve evlâdı anne baba için iftihar edecektir. Yani evlâtlar anne baba için birer iftihar vesileleri olurken, bu durum anne baba için evlâtların iftihar etmeleri şeklinde de olabilecektir. Zaten anne baba kendileri eğer iftihar edilecek konumda iseler, muhtemeldir ki o anne babanın evlâtları da anne babaları için birer iftihar vesileleri olacaklardır.

Yani ebeveyn evlâtlarında hangi duyguyu besleyip büyütürse, o beslenmiş duygunun davranışları ile karşılaşacaktır.

Evet, yaşananlar ne olursa olsun yeni bir sayfa açmak her zaman için mümkündür. Bu gibi yaşanan durumlar da anne baba için de evlâtlar için de birer imtihan vesileleridir. Kim böyle bir durumun içinde ise, farkında olan için adım atmak gerekliliği ve kendini daha tutarlı, olumlu, yapıcı adımlara sevk etmesi imtihanını kazanmasına vesiledir. Unutulmamalıdır ki, bazen bu konularda örnek davranışları gençler yapabilmektedirler.

Yani olumsuz davranışlara karşı, sabırla, sükûnetle, istişare ile adım atılması çok önemlidir. Atılamayan adımlarda ise uzmanlardan yardım istemek çok anlamlı olacaktır.

Allah kimseleri evlâdıyla ağır imtihanlara tabi tutmasın.

Sevginin, saygının hakim olduğu; anne babaya ‘öf’ bile demeyiniz hakikatinin yaşandığı; çocuklara ‘reyhanlarım!’ seslenişlerinin duyulduğu mutlu aile tabloları öncelikli olarak bu ümmete yakışandır.

Olumsuz bir durum varsa, hiç şüphe yok ki, o konuda sünnet-i seniyyeden bir uzaklaşma vardır.

Evlerimizin Peygamber sıcaklığı taşıyan, huzuru taşıyan birer eğitim yuvaları olması duâsıyla..


HER ONBEŞ GÜNDE BİR OKUNMALI !

 Bu Lem'a lâekall her on beş günde bir defa okunmalı.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ ٭ وَ قُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ ٭ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا وَ قَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا ٭ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ى ثَمَنًا قَل۪يلًا

   Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım!

Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas en büyük bir kuvvet en makbul bir şefaatçi en metin bir nokta-i istinad en kısa bir tarîk-ı hakikat en makbul bir dua-yı manevî en kerametli bir vesile-i makasıd en yüksek bir haslet en safi bir ubudiyet: İhlastır.

   Madem ihlasta mezkûr hâssalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.

Ve madem bu müthiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid'alar, dalaletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'aniye omuzumuza ihsan-ı İlahî tarafından konulmuş.

Elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve mükellefiz.

Ve ihlasın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız.

   Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hizmet-i kudsiye kısmen zayi olur, devam etmez hem şiddetli mes'ul oluruz.

وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ى ثَمَنًا قَل۪يلًا âyetindeki şiddetli tehditkârane nehy-i İlahîye mazhar olup saadet-i ebediye zararına manasız, lüzumsuz, zararlı, kederli, hodfüruşane, sakîl, riyakârane bazı hissiyat-ı süfliye ve menafi-i cüz'iyenin hatırı için ihlası kırmakla hem bu hizmetteki umum kardeşlerimizin hukukuna tecavüz hem hizmet-i Kur'aniyenin hizmetine taarruz hem hakaik-i imaniyenin kudsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz.

   Ey kardeşlerim!

Mühim ve büyük bir umûr-u hayriyenin çok muzır manileri olur.

Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır.

Bu manilere ve bu şeytanlara karşı, ihlas kuvvetine dayanmak gerektir.

İhlası kıracak esbabdan; yılandan, akrepten çekindiğiniz gibi çekininiz.

Hazret-i Yusuf aleyhisselâm اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّٓوءِ اِلَّا مَا رَحِمَ رَبّ۪ى demesiyle nefs-i emmareye itimat edilmez.

Enaniyet ve nefs-i emmare sizi aldatmasın.

Lemalar[Y] - 192

5 Mayıs 2025 Pazartesi

ŞİMDİKİ HAL

    Amma şu zamanda, medeniyet-i Avrupa'nın tahakkümüyle, felsefe-i tabiiyenin tasallutuyla, şerait-i hayat-ı dünyeviyenin ağırlaşmasıyla, efkâr ve kulûb dağılmış, himmet ve inayet inkısam etmiştir.

Zihinler maneviyata karşı yabanileşmiştir.

İşte bunun içindir ki, şu zamanda birisi; dört yaşında Kur'an'ı hıfzedip, âlimlerle mübahase eden Süfyan İbn-i Uyeyne olan bir müçtehidin zekâsında bulunsa, Süfyan'ın içtihadı kazandığı zamana nisbeten, on defa daha fazla zamana muhtaçtır.

Süfyan, on senede içtihadı tahsil etmiş ise, şu adam yüz seneye muhtaçtır ki tahsil edebilsin.

Çünki Süfyan'ın ibtida-i tahsil-i fıtrîsi sinn-i temyiz zamanından başlar.

Yavaş yavaş istidadı müheyya olur, nurlanır, herşeyden ders alır, kibrit hükmüne geçer.

Amma onun naziri, şu zamanda Çünki zihni felsefede boğulmuş, aklı siyasete dalmış, kalbi hayat-ı dünyeviyede sersem olmuş, istidadı içtihaddan uzaklaşmış.

Elbette fünun-u hazırada tevaggulü derecesinde istidadı içtihad-ı şer'î kabiliyetinden uzaklaşmış ve ulûm-u arziyede tefennünü derecesinde içtihadın kabulünden geri kalmıştır.

Onun için "Ben de onun gibi zekiyim, niçin ona yetişemiyorum?" diyemez ve demeye hakkı yoktur ve yetişemez.

Sözler - 481

4 Mayıs 2025 Pazar

HZ.MEHDİ VE HZ.İSA

 Hazret-i Mehdi'nin cem'iyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid'akâranesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyeyi ihya edecek; yani âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (A.S.M.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cem'iyetinin mu'cizekâr manevî kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak.

   Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatıyla birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaatı namı altında ve "Müslüman İsevîleri" unvanına lâyık bir cem'iyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak; beşeri, inkâr-ı uluhiyetten kurtaracak.

Mektubat - 441

3 Mayıs 2025 Cumartesi

KUR'AN VE HAK TARİKLER

        Cenab-ı Hakk'a vâsıl olacak tarîkler pek çoktur.

Bütün hak tarîkler Kur'andan alınmıştır.

Fakat tarîkatların bazısı, bazısından daha kısa, daha selâmetli, daha umumiyetli oluyor.

O tarîkler içinde, kàsır fehmimle Kur'andan istifade ettiğim "Acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür" tarîkıdır.

Evet acz dahi, aşk gibi belki daha eslem bir tarîktir ki; ubudiyet tarîkıyla mahbubiyete kadar gider.

Fakr dahi, Rahman ismine îsal eder.

Hem şefkat dahi aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tarîktir ki Rahîm ismine îsal eder.

Hem tefekkür dahi aşk gibi, belki daha zengin, daha parlak, daha geniş bir tarîktir ki, Hakîm ismine îsal eder.

Şu tarîk, hafî tarîkler misillü, "Letaif-i Aşere" gibi on hatve değil ve tarîk-ı cehriye gibi "Nüfus-u Seb'a" yedi mertebeye atılan adımlar değil, belki "Dört Hatve"den ibarettir.

Tarîkattan ziyade hakikattır, şeriattır.

Yanlış anlaşılmasın: Acz ve fakr ve kusurunu, Cenab-ı Hakk'a karşı görmek demektir.

Yoksa onları yapmak veya halka göstermek demek değildir.

Şu kısa tarîkın evradı: İttiba-ı sünnettir, feraizi işlemek, kebairi terketmektir.

Ve bilhâssa namazı ta'dil-i erkân ile kılmak, namazın arkasındaki tesbihatı yapmaktır.

Sözler - 476

2 Mayıs 2025 Cuma

DÜNYA HAYATINA MÜŞTAK OLANLAR

 Ey nefis!

Eğer şu dünya hayatına müştaksan, mevtten kaçarsan kat'iyyen bil ki: Hayat zannettiğin hâlât, yalnız bulunduğun dakikadır.

O dakikadan evvel bütün zamanın ve o zaman içindeki eşya-i dünyeviye, o dakikada meyyittir, ölmüştür.

O dakikadan sonra bütün zamanın ve onun mazrufu, o dakikada ademdir, hiçtir.

Demek güvendiğin hayat-ı maddiye, yalnız bir dakikadır.

Hattâ bir kısım ehl-i tedkik, "Bir âşiredir belki bir ân-ı seyyaledir" demişler.

İşte şu sırdandır ki; bazı ehl-i velayet, dünyanın dünya cihetiyle ademine hükmetmişler.

Madem böyledir, hayat-ı maddiye-i nefsiyeyi bırak.

Kalb ve ruh ve sırrın derece-i hayatlarına çık, bak; ne kadar geniş bir daire-i hayatları var.

Senin için meyyit olan mazi, müstakbel; onlar için haydır, hayatdar ve mevcuddur.

Ey nefsim!

Madem öyledir, sen dahi kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki: "Fâniyim, fâni olanı istemem.

Âcizim, âciz olanı istemem.

Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, gayr istemem.

İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim.

Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.

Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim."

Sözler - 473

1 Mayıs 2025 Perşembe

HERŞEYİ BİLEN ALLAH

 Hiçbir şey ondan gizlenmediği gibi, hiçbir şey ona ağır gelmez.

Zerrelerle yıldızlar, onun kudretine nisbeten müsavidirler.

   Meselâ: O Rahîm-i Zülcemal'in bağistan-ı kereminden, mu'cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm iki parmak kalınlığında bir üzüm asmasına asılmış olan salkımları saydım: Yüz ellibeş çıktı.

Bir salkımın tanesini saydım: Yüzyirmi kadar oldu.

Düşündüm, dedim: "Eğer bu asma çubuğu, ballı su musluğu olsa, daim su verse, şu hararete karşı o yüzer rahmetin şurub tulumbacıklarını emziren salkımlara ancak kifayet edecek.

Halbuki, bazen az bir rutubet ancak eline geçer.

İşte bu işi yapan, herşeye kàdir olmak lâzım gelir.

سُبْحَانَ مَنْ تَحَيَّرَ ف۪ى صُنْعِهِ الْعُقُولُ

Sözler - 302