Susmak Bazen En Güçlü Cevaptır
Aziz Üstadım Said Nursi ne güzel anlatıyor:
“Dünya öyle bir meta değil ki, bir nizaa değsin. Çünkü fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir. Koca dünya böyle ise, dünyanın cüz’î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın.”
(Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas)
Bir durup düşününce insanın içi serinliyor.
Gerçekten…
Bu kadar kavga, bu kadar kırgınlık, bu kadar açıklama çabası…
Neye?
Geçici bir dünya için.
Geçici insanların sözleri için.
Yarın hatırlanmayacak meseleler için.
Bunu fark ettiğinde susmak başka bir anlam kazanıyor.
Artık susmak “yenilmek” gibi gelmiyor.
Bir tercihe dönüşüyor.
Bir bilinç hâline geliyor.
Ben şunu fark ettim:
Sustum mu, uhuvvet, kardeşlik korunuyor.
Konuştukça içimde bir şeyler eksiliyor, bir şeyler kırılıyor.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de hayatı boyunca çok söz işitti.
İncitildi, haksızlığa uğradı, dışlandı.
Ama her defasında tartışmayı seçmedi.
Kendini savunmak yerine vazifesine yöneldi.
Kalbini Rabbine emanet etti.
Onun sükûtu sessizlik değildi.
Bir güçtü.
Bir duruştu.
Dünya Kavgaya Değmez
Bazen nefs bizi özellikle konuşturmak ister.
Birileri bilerek kışkırtır.
Öfkemizi tetikler.
“Bak, buna da susacak mısın?” der gibi.
İşte o an çok kritik.
Çünkü nefs “konuş” der.
Kalp ise “bırak” der.
Ve çoğu zaman kalbin dediği doğrudur.
Hayat rehberimin (S.A.V) şu sözü gelir aklıma o anlarda:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun!”
(Buhârî, Edeb, 3)
Bazen susmak, imanın sessiz bir tezahürüdür.
Kimse alkışlamaz.
Kimse fark etmez.
Ama Allah bilir.
İnsan sustukça şunu da öğreniyor:
“Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.”
(Tirmizî, Zühd 11; İbn Mâce, Fiten 12)
Ve işte orada bir rahatlama geliyor.
Kalpteki kırgınlık azalıyor.
Omuzlardan bir yük kalkıyor.
Çünkü davayı Allah’a bırakıyorsun.
“Ya Rabbi, Sen biliyorsun” diyorsun.
“Hasbunallah” diyorsun.
Sükût bazen insanı kendine döndürüyor.
Daha çok dinliyorsun.
Daha çok düşünüyorsun.
Daha az kırılıyorsun.
Ve fark ediyorsun ki…
Başkalarının kusurlarıyla meşgul olmadığında,
kendi kusurlarını görmeye başlıyorsun.
Asıl değişim de orada başlıyor.
Hayatın sonunda dönüp baktığında şunu anlıyorsun:
Kazandığın tartışmalar değil,
koruduğun dilin ve kalbin kıymetli.
“Âdemoğlunun hatalarının çoğu dilindendir.”
(Taberânî)
İnsanların ne dediği değil,
kalp huzuru önemli.
Ve kendime diyorum ki:
O yüzden bazen sus.
Git Kur’an oku.
Kendini anlatmaya çalışma.
Çünkü dünya, bir nizaa değecek kadar kıymetli değil.
Dünyanın küçük meseleleri ise hiç değil.
Ve belki de en büyük huzur,
cevap vermediğin bir anda,
kalbinin sessizce
“iyi ki sustun” demesidir.
Ya hayır söyle.
Ya sus.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder