Dünya Kavgaya Değmez
Bazen nefs bizi özellikle konuşturmak ister.
Birileri bilerek kışkırtır.
Öfkemizi tetikler.
“Bak, buna da susacak mısın?” der gibi.
İşte o an çok kritik.
Çünkü nefs “konuş” der.
Kalp ise “bırak” der.
Ve çoğu zaman kalbin dediği doğrudur.
Hayat rehberimin (S.A.V) şu sözü gelir aklıma o anlarda:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun!”
(Buhârî, Edeb, 3)
Bazen susmak, imanın sessiz bir tezahürüdür.
Kimse alkışlamaz.
Kimse fark etmez.
Ama Allah bilir.
İnsan sustukça şunu da öğreniyor:
“Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.”
(Tirmizî, Zühd 11; İbn Mâce, Fiten 12)
Ve işte orada bir rahatlama geliyor.
Kalpteki kırgınlık azalıyor.
Omuzlardan bir yük kalkıyor.
Çünkü davayı Allah’a bırakıyorsun.
“Ya Rabbi, Sen biliyorsun” diyorsun.
“Hasbunallah” diyorsun.
Sükût bazen insanı kendine döndürüyor.
Daha çok dinliyorsun.
Daha çok düşünüyorsun.
Daha az kırılıyorsun.
Ve fark ediyorsun ki…
Başkalarının kusurlarıyla meşgul olmadığında,
kendi kusurlarını görmeye başlıyorsun.
Asıl değişim de orada başlıyor.
Hayatın sonunda dönüp baktığında şunu anlıyorsun:
Kazandığın tartışmalar değil,
koruduğun dilin ve kalbin kıymetli.
“Âdemoğlunun hatalarının çoğu dilindendir.”
(Taberânî)
İnsanların ne dediği değil,
kalp huzuru önemli.
Ve kendime diyorum ki:
O yüzden bazen sus.
Git Kur’an oku.
Risale-i Nur oku.
Cevşen oku.
Virdlerini yap.
Huzur bulacaksın.
Bak, gerçekten öyle.
Denenmiştir bu.
Kendini anlatmaya çalışma.
Çünkü dünya, bir nizaa değecek kadar kıymetli değil.
Dünyanın küçük meseleleri ise hiç değil.
Ve belki de en büyük huzur,
cevap vermediğin bir anda,
kalbinin sessizce
“iyi ki sustun” demesidir.
Ya hayır söyle.
Ya sus.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder