19 Ocak 2026 Pazartesi

HER DERDİN BİR ÇARESİ VARDIR

 Çare Var

Hayatta hepimizin ortak bir derdi var: Kontrol edebildiklerimizle edemediklerimizi birbirine karıştırmak. Bazen elimin altındaki çözümleri görmeyip tamamen pes ediyorum; bazen de artık geri dönüşü mümkün olmayan şeylere öylesine takılıyorum ki kendimi boş yere tüketiyorum.

Bazen ben, çözebileceğim hâlde elimi bile kaldıramıyorum. İçimden bir ses “Boşuna uğraşma” diyor. “Zaten yapamazsın.” O ses çoğu zaman gerçekte bana ait değildir; eski kırgınlıkların, eski başarısızlıkların gölgesidir. Ve nefsten beslenen karanlık egoya aittir.

İşte tam bu noktada Bediüzzaman’ın meşhur sözü devreye giriyor:

“Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde cez’a iltica etmemek gerektir.” Mektubat

Yani, çözümü olan şeyde vazgeçme; çözümü olmayan şeyde de kendini perişan etme. Aslında bu cümle, psikolojinin yıllardır anlatmaya çalıştığı birçok kavramı tek nefeste özetliyor.

“Ger istersen hayatı, çareleri bulunan şeyde acze yapışma.

Ger istersen rahatı, çaresi bulunmayan şeyde ceza’a sarılma.” Lemeât

Çaresi Olan Şeylerde Gayretle Çalışmak

Önce şu birinci kısmı düşüneyim: Çaresi olan şeyde acze düşmemek…

Hepimizin hayatında çözebileceğimiz hâlde üzerine gitmediğimiz meseleler vardır. “Yapamam, beceremem, zaten hep böyle olur” gibi cümleler, farkında olmadan dilime yerleşir. Geçmişte yaşadığım başarısızlıkların gölgesi, bugünün adımlarını keser. Psikolojide buna “öğrenilmiş çaresizlik” deniyor.

Kalbim ise bu noktada bana soruyor:

Gerçekten yapamaz mısın, yoksa zihnin seni buna mı inandırıyor?

Bu sorunun gücü tahminimden fazla. Çünkü çoğu zaman problem dışarıda değil, nefis ve ego vasıtasıyla zihnin ürettiği karanlık perdede saklıdır. O perdeyi kalbin nuruyla araladığımda aslında çözüm kapısının hiç de sandığım kadar uzak olmadığını fark ederim.

Kontrol Edemediğim Durumlarda Sükûnete Yönelmek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder