28 Haziran 2026 Pazar

MÜSBET HAREKETİN ZAFERİ

 Hayatta bazı hadiseler vardır ki, ilk bakışta sıradan görünür; fakat insanın hafızasında derin izler bırakır. Bazen bir sözün yapamadığını bir tebessüm, bazen de uzun nasihatlerin veremediği dersi küçük bir iyilik verebilir. Yıllar önce yaşadığım bir hadise, kırıcı davranışlara karşı sabır ve nezaketle mukabele etmenin ne kadar etkili olabileceğini anlatan bir olay.

Eskiden hastanede muayeneden sonra gerekli tetkik ve tedaviler yapıldıktan  sonra hastalar taburcu edilirken şahsî dosyalarının refakatçi tarafından hastane arşivine teslim edilmesi gerekiyordu.

Yaz mevsiminin en sıcak günlerinden biriydi. Babamın rahatsızlığı ve eve götürülmesi telaşı içerisinde dosyayı arşive teslim etmeyi unuttum. Babamı hastaneden alıp eve getirdikten kısa bir süre sonra ev telefonu çaldı. Ahizeyi kaldırdığımda karşımdaki kişi kendisini hastaneden arayan bir doktor olarak tanıttı.

Müsbet Hareket ve Neticesi

Doktor bey, dosyanın neden arşive teslim edilmediğini oldukça sert bir üslupla sormaya başladı. Ben durumu sakin bir şekilde izah etmeye çalıştım. Ancak o, sorularını ve ikazlarını peş peşe sürdürdü. Ses tonunun da pek uygun olmadığını düşündüm. Buna rağmen tartışmaya girmedim.

“Tamam doktor bey, hastaneye gelip dosyayı arşive teslim edeceğim.” dedim. Telefon kapandıktan sonra belediye otobüsüyle yeniden hastaneye doğru yola çıktım. Yolculuk sırasında otobüste bulunan bir dostum yanıma yaklaştı ve elindeki gülü uzatarak: “Bu gülü size vermek istiyorum.” dedi. Teşekkür ederek gülü aldım. Hastaneye vardığımda ilgili servise çıktım. Doktor bey hâlâ oradaydı ve bir işle meşguldü.

Yanına giderek: “Doktor bey, dosyayı arşive teslim etmeye geldim. Ancak bunun yanında şu gülü de size takdim etmek istiyorum. Lütfen kabul buyurun.” dedim. Doktor bey elini güle uzatırken yüzündeki ifade değişti. Gözlerinde bir mahcubiyet seziliyordu. Sanki telefondaki sert tavrını hatırlamış ve bundan dolayı içten içe utanmıştı.

O an anladım ki, bazen öfkeye öfkeyle karşılık vermemek en güçlü cevaptır. Sert sözlere aynı şekilde mukabele etmek yerine sükûnet göstermek, hatta iyilikle karşılık vermek insanların kalbinde beklenmedik tesirler meydana getirebilir. Eğer telefonda ben de sertleşseydim, muhtemelen mesele büyüyecek ve taraflar birbirinden daha da uzaklaşacaktı. Fakat sabır ve nezaket, kırgınlık yerine gönüller arasında bir köprü kurdu.

Belki o küçük gül, doktor bey için de unutulmayacak bir ders olmuştu. Çünkü bazen bir çiçek, bir insanın kalbinde uzun nasihatlerden daha derin iz bırakabilir. Nitekim kötülüğe iyilikle karşılık vermek, insanı küçültmez; bilakis onu yüceltir. Gönülleri fetheden şey çoğu zaman haklı olmak değil, haklı olduğu halde nezaketi elden bırakmamaktır. Vesselâm…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder