Her canlı doğar, büyür, yaşar ve günü gelince ölür.Her insanın da doğum ve ölüm müddetince geçirdiği devreler vardır.
Çocukluk, gençlik ve yaşlılık gibi.Çocukluk geçti ,gençlikte gidecek.Gençliği kuşatan tehlikelerden birisi de Cehennem ve Sekar belasıdır.
Sekar belası nedir?
Müddesir 26 ve 27.ayetlerde" Sekar belası" ifadesi, gençlik döneminin getirdiği zorlukları ve imtihanları mecazi anlamda cehennemin azabı ile ilişkilendiren bir söylem olabilir. Gençlik, enerji ve umut dolu bir dönem olsa da, aynı zamanda insanın hata yapmaya daha meyilli olduğu, nefsin daha baskın hale geldiği ve dünyevi arzuların peşine düşme tehlikesinin daha yüksek olduğu bir süreçtir. Bu tür tehlikeler, manevi anlamda sapmalara ve zorluklara yol açabilir.
Bilirmisiniz sekar nedir ?
Kırmızı ateş manasındaki Sekar, “Şiddetli bir ısı ile yakıp kavurmak” anlamındaki sakr kökünden gelir.
Dört âyette “Cehennem” kelimesi yerine kullanılmıştır. Bunlardan Müddessir Sûresi’nin 28 ve 29. âyetlerinde “yaktığı şeyi tüketircesine tahrip etmekle birlikte sönmeyip yakmaya devam eden ve insanın derisini kavuran”1 şeklinde nitelendirilmiştir.
"Sekar belası" burada gençliğin bu dönemde karşı karşıya kalabileceği manevi riskler ve zorluklar olarak yorumlanabilir. Kişi, gençliğin verdiği cesaretle hatalar yapabilir, haramlara veya yanlış yollara sapabilir ve sonunda bu hataların manevi bedellerini ödemek zorunda kalabilir. Eğer gençlik dönemindeki yanlış tercihler, kişinin maneviyatından uzaklaşmasına yol açarsa, bu durum "Sekar belası" gibi bir azap kaynağı haline gelebilir.
Biz mü’miniz; Allah’a inanıyoruz, güveniyoruz, itimad ediyoruz. Îmânımız bize öyle bir ümit ve ricâ kapısı açıyor ki, aslında yüz bin dünya derdi de gelse yine hafif kalır, yine çekilir cinsten olur. Fakat biz şüphesiz, dertten ve belâdan Allah’a sığınıyoruz, sığınmalıyız. Çünkü Allah’a sığınmak da bir ibadettir.
Cenâb-ı Hak bütün canlıların, bütün hayvanâtın, bütün mahlûkatın, bütün kullarının yegâne umududur. Herkes, her derdinde, her kederinde, her ıztırabında yalnız Cenâb-ı Allah’a sığınır, yalnız Cenâb-ı Allah’tan ümit eder. Umutların tükendiği her noktada, Allah’ın rahmet ve umut kapısı hep açıktır. Emîn olmalıyız ki, Allah Kendisine ilticâ edenlere şefkatle ve merhametle yardım eder. Her zaman ve her yerde, her darlıkta ve her olumsuzlukta mahlûkatının ve kullarının mutlak ümidi olan Cenâb-ı Hak, bütün kapıların kapandığı zamanlarda kullarına yeni kapılar açar, yeni çıkış yolları gösterir, ümitsizlere ümit olur. Mü’min, bütün kapılar yüzüne kapansa da, yalnız Allah’tan ummaya devam eder, Allah’tan umudunu hiçbir zaman kesmez.Şu âyetlerdeki ümit bize yetmez mi?* “De ki: ‘Rabbine kavuşmayı uman kimse, salih amel işlesin. Rabbine kullukta hiç şirk koşmasın.’” 2* “Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever. Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? O halde Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” 3
Sonuç olarak, bu ifade, dikkat edilmesi gereken manevi tehlikeleri ve ahlaki sınavları vurguluyor. Gençlik, doğru bir şekilde değerlendirildiğinde güzellikler getiren bir dönem olsa da, dikkatsizlik ve dünyevi zevklere kapılmak kişiyi büyük sıkıntılara sokabilir.
Rafet Özcan
Dipnot;
1- Müddesir 26-27-28-29
2-Kehf suresi 110
3-Al-i İmran 159-160
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder