İnsan, nur-u iman ile a'lâ-yı illiyyîne çıkar; Cennet'e lâyık bir kıymet alır.
Ve zulmet-i küfür ile, esfel-i safilîne düşer; Cehennem'e ehil (olacak) bir vaziyete girer.
Çünki iman, insanı Sâni'-i Zülcelal'ine nisbet ediyor; iman, bir intisabdır.
Öyle ise insan, iman ile insanda tezahür eden san'at-ı İlahiye ve nukuş-u esma-i Rabbaniye itibariyle bir kıymet alır.
Küfür, o nisbeti kat'eder.
O kat'dan san'at-ı Rabbaniye gizlenir.
Kıymeti dahi yalnız madde itibariyle olur.
Madde ise, hem fâniye, hem zâile, hem muvakkat bir hayat-ı hayvanî olduğundan, kıymeti hiç hükmündedir.
Bu sırrı bir temsil ile beyan edeceğiz.
Meselâ: İnsanların san'atları içinde nasılki maddenin kıymeti ile san'atın kıymeti ayrı ayrıdır.
Bazen müsavi, bazen madde daha kıymetdar, bazen oluyor ki; beş kuruşluk demir gibi bir maddede beş liralık bir san'at bulunuyor.
Belki bazen, antika olan bir san'at, bir milyon kıymeti aldığı halde, maddesi beş kuruşa da değmiyor.
İşte öyle antika bir san'at, antikacıların çarşısına gidilse, hârika-pişe ve pek eski hünerver san'atkârına nisbet ederek o san'atkârı yâd etmekle ve o san'atla teşhir edilse, bir milyon fiatla satılır.
Eğer kaba demirciler çarşısına gidilse, beş kuruşluk bir demir bahasına alınabilir.
Sözler - 311
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder