17 Ekim 2025 Cuma

BAL ARISI VE BAL MUCİZESİ HAKKINDA

 İlim adamlarının bildirisine göre, “bal arıları yok olursa, insanoğlu da yok olur” sözünün gerçekliğini gün gibi ortaya döken bir bilgiyi araştırdım. Et dahil, yediğimiz bütün yiyeceklerin oluşumuna olan katkısından dolayı bal arılarına ilgim ve onu yaratan Allah’a karşı şükrüm arttı, tıpkı olması gerektiği gibi. Okudukça ilim artıyor, arttıkça “ne kadar az şükrediyorsunuz” ayet-i kerimesinin muhatabı olmaktan kurtuluyorsunuz. O nedenle Rabbimizin ilk emrinin “oku” olmasına şaşmamak gerekir. 

Tabiat kitabını okuyarak en fazla sayıda bahsedilen “bal arısını” tanımakla işe başlayalım . 

İnsanların besin olarak tükettiği bir maddeyi üreten tek böcek türü olan bal arıları, karıncalar ile akrabadırlar.Karıncalar yeryüzünü temizler,arılar ise en güzel gıdayı çalışması ile bize sunar.Her ikiside çalışkanlıkları ile ün yapmıştır.Arıların ömürleri 50 gün kadardır. Bu 50 gün içerisinde, bir bal arısı bir çay kaşığı balın 12 de birini üretebilir. Bir başka deyiş ile, “tam 12 bal arısı, ağzımıza götürdüğünüz bir çay kaşığı bal için ömür boyu çalışırlar”. Bal arılarının kulakları duymaz, sağırdırlar ama 170 tane koku reseptörleri vardır. İnanabiliyor musunuz, kovan içindeki arıların her birinin kokusu farklıdır ve bunu arılar ayırt edebilirler.  Sadece dişi bal arıları çalışırlar ve bir kilogram bal için dünyanın etrafını 3 kere dolaşacak kadar mesafe uçarlar. Kraliçe arı yaz dönemlerinde günde 2500 adede yakın yumurta verir. Kovandaki erkek arılar normalden iridirler, iğnesizdirler, çalışmazlar ve sadece üremede görev alırlar.  Bal arıları, yarım saat boyunca hiç durmadan uçabilirler ve bu süre boyunca 10 km uzağa gidebilirler.  Arılar “tozlaşma” denilen bir işlev ile dünyadaki bitki örtüsünün döllenmesini sağlamakta müthiş büyük bir rol oynarlar ve bunun ölçülebilen finansal bir değeri de vardır. Bu değer yıllık olarak tam 268 milyar dolardır.  

Bal arılarının sorunları da vardır ve bu sorunlar kendilerinin yalnız başına çözemeyecekleri, çoğunlukla insan kaynaklı sorunlardır. Kullanılan tarım ilaçları sebebi ile çiçeklerden aldıkları zehirlerle kovan dışında ölebildikleri gibi, zehirli nektar ile gelip kovandaki diğer arıların ölümüne sebep olabilir, genç arılarda özürler oluşmasına sebep olabilirler.  Bir takım parazitler hala larva halindeki arıya gerekli vücut sıvılarını emerek yeni doğmuş arının gelişme sorununa yol açmakta ve arıyı yaşayamaz hale getirmektedir.  Bu nedenle kovanların çıkış bölümlerinin altına düşen arılara bakıldığında kanatların gelişmemiş olduğu görülmektedir.Bu sıkıntılar arılar ve arıcıların ortak dertleridir. Bunların biran önce çözülmesi gerekir. Arıcılarımız devletimizin ilgili kurumlarından bu konularda yardım beklemektedir.İlgililere duyurulur..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder