9 Aralık 2024 Pazartesi

BU DÜNYA HİZMET YERİDİR

 Üçüncü Nokta: 

   Bu dünya, dârü'l-hikmettir, dârü'l-hizmettir; dârü'l-ücret ve mükâfat değil.

Buradaki a'mal ve hizmetlerin ücretleri berzahta ve âhirettedir.

Buradaki a'mal, berzahta ve âhirette meyve verir.

Madem hakikat budur, a'mal-i uhreviyeye ait neticeleri dünyada istememek gerektir.

Verilse de memnunane değil, mahzunane kabul etmek lâzımdır.

Çünki Cennet'in meyveleri gibi, kopardıkça yerine aynı gelmek sırrıyla, bâki hükmünde olan amel-i uhrevî meyvesini, bu dünyada fâni bir surette yemek, kâr-ı akıl değildir.

Bâki bir lâmbayı, bir dakika yaşayacak ve sönecek bir lâmba ile mübadele etmek gibidir.

   İşte bu sırra binaen; ehl-i velayet, hizmet ve meşakkat ve musibet ve külfeti hoş görüyorlar, nazlanmıyorlar, şekva etmiyorlar.

"Elhamdülillahi alâküllihal" diyorlar.

Keşif ve keramet, ezvak ve envâr verildiği vakit, bir iltifat-ı İlahî nev'inden kabul edip setrine çalışıyorlar.

Fahre değil, belki şükre, ubudiyete daha ziyade giriyorlar.

Çokları o ahvalin istitar ve inkıtaını istemişler, tâ ki amellerindeki ihlas zedelenmesin.

Evet makbul bir insan hakkında en mühim bir ihsan-ı İlahî, ihsanını ona ihsas etmemektir; tâ niyazdan naza ve şükürden fahre girmesin.

İşte bu hakikata binaendir ki, velayeti ve tarîkatı isteyenler; eğer velayetin bazı tereşşuhatı olan ezvak ve keramatı isterlerse ve onlara müteveccih ise ve onlardan hoşlansa; bâki uhrevî meyveleri, fâni dünyada, fâni bir surette yemek kabîlinden olmakla beraber; velayetin mâyesi olan ihlası kaybedip, velayetin kaçmasına meydan açar.

Mektubat - 451

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder