14 Mart 2026 Cumartesi

ALLAH'I BULAN NEYİ KAYBEDER ?

 Bırak bîçare feryadı, beladan kıl tevekkül. Zira feryad; bela-ender hata-ender beladır bil.

   Bela vereni buldunsa eğer; safa-ender, vefa-ender, atâ-ender beladır bil.

   Madem öyle, bırak şekvayı şükret, çün belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.

   Ger bulmazsan, bütün dünya cefa-ender, fena-ender, heba-ender beladır bil.

   Cihan dolu bela başında varken, ne bağırırsın küçücük bir beladan gel tevekkül kıl.

   Tevekkül ile bela yüzünde gül, tâ o da gülsün; o güldükçe küçülür, eder tebeddül.

   Hem üstadlarımdan Mevlâna Celaleddin'in nefsine dediği gibi dedim:

اُوگُفْتْ اَلَسْتُ و تُو گُفْت۪ى بَلٰى شُكْرِ بَلٰى چ۪يسْتْ كَش۪يدَنْ بَلَا سِرِّ بَلَا چ۪يسْتْ كِه يَعْن۪ى مَنَمْ حَلْقَه زَنِ دَرْگَهِ فَقْر و فَنَا

   O vakit nefsim dahi: "Evet evet.. acz ve tevekkül ile, fakr ve iltica ile nur kapısı açılır, zulmetler dağılır. "Elhamdülillahi alâ nuri'l-iman ve'l-İslâm" dedi. Meşhur Hikem-i Atâiye'nin şu fıkrası:

مَاذَا وَجَدَ مَنْ فَقَدَهُ ٭ وَ مَاذَا فَقَدَ مَنْ وَجَدَهُ

   Yani: "Cenab-ı Hakk'ı bulan, neyi kaybeder? Ve Onu kaybeden, neyi kazanır?"

   Yani: "Onu bulan herşey'i bulur; Onu bulmayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına bela bulur." ne derece âlî bir hakikat olduğunu gördüm ve طُوبٰى لِلْغُرَبَٓاءِ hadîsinin sırrını anladım, şükrettim.

Mektubat - 25

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder