Bir İtaat ve Şükür Akdi Olarak Oruç
İnsan, aynaya baktığında tek bir “ben” görse de, aslında trilyonlarca memuru olan bir devlet; her hücresi ayrı bir sanatla dokunmuş bir saraydır.
Ancak bu muazzam mikrobiyal medeniyet, kendi başına buyruk bir kalabalık değil; her an bir “Kadir-i Zülcelal”in emriyle hareket eden bir vazifeliler ordusudur.
Ramazan orucu, işte bu ordunun “Nizam-ı İlahi”ye tam bir teslimiyetle boyun eğdiği mukaddes bir vakittir.
Modern bilimin “otofaji” dediği hücresel temizlik veya “mikrobiyal denge” dediği biyolojik nizam, aslında kulun “Emret ya Rab!” diyerek sofradan çekilmesine verilen ilahi bir ikramdır.
Mümin kişi oruç tutarken sadece biyolojik bir yenilenme yaşamaz; asıl büyük inkılabı ruhunda gerçekleştirir. Mideyi boş bırakmakla, o mikrobiyal ordunun feryadını susturup, ruhun “Sübhânallah” ve “Elhamdülillah” zikirlerine yer açar.
Emre İtaatin Lezzeti: Nefsin firavunluk damarı, sadece açlıkla değil, “emre itaat” sırrıyla kırılır. Helal olan rızkı, sırf Rabbi emrettiği için belli bir vakte kadar terk etmek; insanın kendi vücudunun “maliki” (sahibi) olmadığını, ancak bir “emanetçisi” olduğunu ilan etmektir. Bu bir kulluk antrenmanıdır. Mide, “kapıcılık” vazifesini şükürle yerine getirdikçe; vücut sarayı, kaostan kurtulup bir huzur hanesine dönüşür.
Şükür Fabrikası Olarak İnsan: Ağızdaki reseptörlerden bağırsaktaki bakterilere kadar her bir zerre; aslında ilahi nimetleri tartmak için yaratılmış birer hassas mizan, birer şükür ölçüsüdür.
Ramazan’da midesini terbiye eden bir mümin, rızkı doğrudan “Rezzak-ı Kerim”in elinden aldığını hisseder.
O an, bağırsaktaki trilyonlarca mikroorganizma birer “tesbih tanesine” dönüşür; vücut şehri, içindeki tüm sakinleriyle beraber bir secde ordusu haline gelir.
Sonuç olarak; Ramazan kapımıza dayanmışken anlamalıyız ki; oruç sadece bedeni dinlendirmek değil, mülkün gerçek sahibine “abd” (kul) olduğumuzu tescillemektir.
Midesini terbiye etmeyen, trilyonlarca küçük memurun esiri olur. Midesini İlahi emirle susturan ise, kendi içindeki o mikrobiyal medeniyeti ebedi saadete açılan bir kapı haline getirir.
Şimdi, trilyonlarca hücremizle beraber niyet etme vaktidir:
“Niyet ettim Senin rızan için, Senin verdiğin emaneti, Senin emrinle oruçla temizlemeye ve Senin nimetlerine hakkıyla şükretmeye…”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder