“Zalim, cahil ve nankör” nitelikleri kişileri etiketlemek için değil, bu vasıfları taşıyan davranışları tanımlamak için kullanılır. Yani bir insan tamamen “zalim” değildir; ancak zalimce davranış gösterebilir. Aynı şekilde “cahil ve nankörlük” de bir hâl, bir tavırdır.
Aşağıda kimler zalim, kimler cahil, kimler nankör sayılır? sorusunun en sade ve sağlam cevabı vardır:
1. Kimler “zalim” sayılır?
Zulüm; haddi aşmak, hakka tecavüz etmektir.
Zalim olanlar:
Başkalarının hakkını yiyenler
Gücü olup adaleti uygulamayanlar
İnsanları inciten, gönül kıranlar
Kendisine emanet edilen görevi kötüye kullananlar
Kendi nefsine zarar verenler (günahı küçük gören, kendini mahveden davranışlar)
Zalimlik sadece başkasına zarar değil, kendi ruhuna zarar vermek de zulümdür.
2. Kimler “cahil” sayılır?
Buradaki cehalet, bilgisizlikten çok, hakikati bile bile terk etmektir.
Cahil olanlar:
Doğruyu bildiği hâlde yapmayanlar
Duygularıyla hareket edip sonuç düşünmeyenler
Nefsinin peşine takılıp aklı ve hikmeti arka plana atanlar
Öğrenmeye kapalı olanlar
Yanlışta ısrar eden ve uyarıları önemsemeyenler
Yani “cahil”, sadece okuma bilmeyen değil; gerçeği bile bile yanlış seçen kişidir.
3. Kimler “nankör” sayılır?
Nankörlük, nimetin farkında olmamak ve iyiliği unutmak demektir.
Nankör olanlar:
Kendisine yapılan iyilikleri hiç hatırlamayanlar
Her şeyden şikâyet eden, sahip olduklarını küçük görenler
Nimeti kendinden bilen, teşekkür etmeyenler
Bir sıkıntı gelince bütün hatırladıklarını unutanlar
Şükretmeyen ve paylaşmayanlar
Nankörlük, kalpteki körlüktür; nimet çoktur, ama görebilme azdır.
Özet
Zalim → Hakka riayet etmeyen, inciten, haddini aşan
Cahil → Gerçeği bilip uygulamayan, düşünmeden yaşayan
Nankör → Nimeti ve iyiliği unutan, teşekkür bilmeyen
Bunlar insanın düşebileceği kötü hâllerdir.
İnsan bu vasıfları taşıyabilir; ama tövbe, ilim ve şükürle bu hâllerden tamamen uzaklaşabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder