24 Aralık 2024 Salı

KUR'ANDA YAŞ VE KURU HERŞEY VAR

    Eğer desen: "Şimdi şu tahkikattan sonra şübhem kalmadı ve tasdik ettim ki; Kur'anda sair hakaikla beraber, medeniyet-i hazıranın hârikalarına ve belki daha ilerisine işaret ve remz vardır.

Dünyevî ve uhrevî saadet-i beşere lâzım olan herşey, değeri nisbetinde içinde bulunur.

Fakat niçin Kur'an, onları sarahatle zikretmiyor?

Tâ, muannid kâfirler dahi tasdike mecbur olsunlar, kalbimiz de rahat olsun?

   ELCEVAB: 

   Din bir imtihandır.

Teklif-i İlahî bir tecrübedir.

Tâ, ervah-ı âliye ile ervah-ı safile, müsabaka meydanında birbirinden ayrılsın.

Nasılki bir madene ateş veriliyor; tâ elmasla kömür, altınla toprak birbirinden ayrılsın.

Öyle de bu dâr-ı imtihanda olan teklifat-ı İlahiye bir ibtiladır ve bir müsabakaya sevktir ki; istidad-ı beşer madeninde olan cevahir-i âliye ile mevadd-ı süfliye, birbirinden tefrik edilsin...

Madem Kur'an, bu dâr-ı imtihanda bir tecrübe suretinde, bir müsabaka meydanında beşerin tekemmülü için nâzil olmuştur.

Elbette şu dünyevî ve herkese görünecek umûr-u gaybiye-i istikbaliyeye yalnız işaret edecek ve hüccetini isbat edecek derecede akla kapı açacak.

Eğer sarahaten zikretse, sırr-ı teklif bozulur.

Âdeta gökyüzündeki yıldızlarla vâzıhan "Lâ ilahe illallah" yazmak misillü bir bedahete girecek.

O zaman herkes ister istemez tasdik edecek.

Müsabaka olmaz, imtihan fevt olur.

Kömür gibi bir ruh ile elmas gibi bir ruh

{(Haşiye): Ebu Cehil-i Laîn ile Ebu Bekir-i Sıddık müsavi görünecek.

Sırr-ı teklif zayi' olacak.}

beraber kalacaklar...

   Elhasıl: 

   Kur'an-ı Hakîm, hakîmdir.

Herşeye, kıymeti nisbetinde bir makam verir.

İşte Kur'an, binüçyüz sene evvel, istikbalin zulümatında müstetir ve gaybî olan semerat ve terakkiyat-ı insaniyeyi görüyor ve gördüğümüzden ve göreceğimizden daha güzel bir surette gösterir.

Demek Kur'an, öyle bir zâtın kelâmıdır ki; bütün zamanları ve içindeki bütün eşyayı bir anda görüyor.

Sözler - 266

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder