Her insan geçmiş hayatını düşünse, kalbine ve lisanına ya "ah" veya "oh" gelir.
Yani ya teessüf eder, ya "Elhamdülillah" der.
Teessüfü dedirten, eski zamanın lezaizinin zeval ve firakından neş'et eden manevî elemlerdir.
Çünki zeval-i lezzet elemdir.
Bazan muvakkat bir lezzet, daimî elem verir.
Düşünmek ise o elemi deşiyor, teessüf akıtıyor.
Eski hayatında geçirdiği muvakkat âlâmın zevalinden neş'et eden manevî ve daimî lezzet, "Elhamdülillah" dedirtir.
Bu fıtrî haletle beraber, musibetlerin neticesi olan sevab ve mükâfat-ı uhreviye ve kısa ömrü, musibet vasıtasıyla uzun bir ömür hükmüne geçmesini düşünse sabırdan ziyade, şükreder.
"Elhamdülillahi alâküllihal sive'l-küfri ve'd-dalal" demesi iktiza
Lemalar - 10
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder