Küfran-ı nimetin en azîmi ve Cenab-ı Hakk’ın a’lâ ve nimetlerine karşı tekzibin en şiddetlisi budur ki: Göz ve kulak gibi hem kendisine, hem başkasına âmm olan veya nur ve nar gibi devamlı ve istimrarlı bulunan veya su ve hava gibi ihata ile her yeri dolduran nimetler gibi azim niam-ı İlahiyeye karşı şükür etmemezliktir.
Belki adam, başka insanlarda olmayıp, yalnız kendisine has olan veya onun üstünde yeniden yeniye tazelenip gelen; veyahutta nâdir hacetler için ender bulunan nimetler için Allah’a şükredebiliyor.
Hâlbuki her zaman devam eden umumî ve devamlı nimetler, nimetlerin en a’zamı ve en etemmidirler. Ve umuma şamil olan nimetler, onun kemal-i ehemmiyetine delâlet eder. Hem devamlı ve istimrarlı olan bir nimet, onun çok kıymettarlığına delildir ve öyle olması lâzımdır.
(Mesnevi-i Nuriye, Şule)
Cenâb-ı Hakkın insana verdiği nimetler, ister âfâkî olsun, ister enfüsî olsun, bazı şerait altında insana gelip vusul buluyor.
Meselâ, ziya, hava, gıda, savt ve sadâ gibi nimetlerden insanın istifade edebilmesi, ancak göz, kulak, ağız, burun gibi vesaitin açılmasıyla olur. Bu vesait, Allah’ın halk ve icadıyla olur. İnsanın eli, kesb ve ihtiyarında yalnız o vesaiti açmaktır.
Binaenaleyh, o nimetleri yolda bulmuş gibi sahipsiz, hesapsız olduğunu zannetmesin. Ancak Mün’im-i Hakikînin kastıyla gelir, insan da ihtiyariyle alır. Sonra ihtiyaca göre in’am edenin iradesiyle bedeninde intişar eder.
(Mesnevi-i Nuriye, Hubab)
Yüce dinimiz İslam, istikamet üzere kalmak(ifrat ve tefritten sakınmak) şartıyla mizah ve şakalaşmaya da yer verir. İslamî ölçüleri korumak kaydıyla yer verilen şaka ve mizah hem dinlendirici olur, hem de insanlar arasında muhabbet ve sevginin artmasına vesile olur.
Şakaya yer vermemek ciddiyet olarak ifade edilirse de, her şeyin fazlası ifrattır ve hoş karşılanmaz. Yani somurtkanlar fazla sevilmez. Az ve yerinde olan şakayı Efendimizde(s.a.v) tasvip etmişlerdir. Zira Şakalaşmak sünnettir. Ancak, şakaların devamlı yapılmasından sakınmak gerekir. Bir kısım mübahlar vardır ki, onlara devam edildiği takdirde günaha dönebilirler.
Resulullah’ın(aleyhissalâtu vesselâm) hayatında sıkça şakaya rastlanır. Hatta Hz.Enes(r.a):
“Resulullah, çocuklarla şakalaşmada insanların en önde olanı” der. Esasen fıtrattan gelen bir mizac olan şakacılığa Resulullah(s.a.v) müdahale etmemiş, bazı kayıtlar beyan etmiştir. Şakacılığı ile en ziyade meşhur olan Nuayman(radıyallahu anh) Resulullah’a bile şaka yapmıştır. Resulullah Nuayman’ı hep gülerek karşılar ve ona hiç kızmazmış. Hatta onunla karşılaşınca kendini gülmekten alamazmış.
(Kütüb-ü Sitte, c.15, Mizah ve Şakalaşma
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder